Japonya'da eski bir golf sahasına kurulan güneş enerjisi santrali, bilim insanlarının dikkatini çeken bir araştırmaya konu oldu. Araştırmacılar, güneş panellerinin altında herhangi bir özel tohumlama veya yabani ot ilacı kullanmadan farklı bitki türlerinin yetiştiğini ortaya çıkardı. Üstelik santralin bulunduğu alanda yerli bitkiler, dışarıdan gelen türlere göre daha geniş bir alan kapladı.
Japon araştırmacılar Miharu Nakatani, Akira Noda ve Takeshi Osawa, Gifu eyaletinin Gujo kentindeki 169 hektarlık güneş enerjisi tesisini inceledi. Pacifico Energy'nin Temmuz 2019'dan bu yana işlettiği santral, 55 megavat kapasiteye sahip.
Şirket, tesis faaliyete geçmeden önce toprağın açıkta kalan bölümlerine ticari bir tohum karışımı ekti. Sonraki yıllarda ise bitki örtüsünü kontrol etmek için yılda iki kez ot biçmekle yetindi. Herhangi bir yabani ot ilacı kullanmadı veya yeni tohum ekmedi.
Güneş panellerinin çevresinde 211 bitki türü bulundu
Araştırma ekibi, 2024 yılının yaz ve sonbahar aylarında santraldeki 60 farklı noktadan veri topladı. Bilim insanları, 54 bitki ailesine ait toplam 211 tür tespit etti.
Ekip, bitki örtüsünü incelemek için beş farklı alan belirledi: Ormana yakın panellerin altı, açık çayırlara yakın panellerin altı, panel sıralarının arası, açık çayırlar ve orman kenarı.
Sonuçlar, bu beş alan arasında bitki türlerinin sayısı ve çeşitliliği açısından önemli bir fark olmadığını gösterdi. Ancak hangi bitkilerin yetiştiği, bulundukları yere göre değişti.
Panellerin altında yetişen bitkiler, açık çayırlardan çok orman kenarındaki bitkilere benziyordu. Bu alanlarda gölgeyi seven eğrelti otları da bulunuyordu. Açık çayırlarda ise hızlı büyüyen ve uzun boylara ulaşabilen Miscanthus türü otlar öne çıktı.
Araştırmacılar, inceledikleri bütün alanlarda yerli bitkilerin dışarıdan gelen türlere göre daha fazla yer kapladığını belirledi. Bu fark, güneş panellerinin altında daha belirgin hale geldi.
Panellerin oluşturduğu gölge bitki örtüsünü değiştirdi
Bilim insanlarına göre bu sonucun arkasında iki temel neden bulunuyor. Bunlardan ilki, güneş panellerinin oluşturduğu gölge.
Paneller, doğrudan güneş ışığı isteyen çayır bitkilerinin gelişmesini sınırlandırırken gölgede yaşayabilen orman bitkilerine uygun koşullar sağlıyor.
İkinci neden ise santralin bulunduğu arazinin yapısı. Tesis, dik yamaçların bulunduğu bir bölgede yer alıyor. Panellerin araziye göre şekillenen yerleşimi sayesinde santralin hemen her noktası ormana yaklaşık 200 metre veya daha kısa bir mesafede bulunuyor.
Bu yakınlık, çevredeki ormanlardan gelen tohumların tesisin farklı bölümlerine ulaşmasını sağlıyor. Nitekim orman sınırına ortalama 85 metre uzaklıktaki panellerin altında bile orman kenarına benzeyen bitkiler yetişiyor.
Güneş enerjisi santralleri doğal yaşam alanına dönüşebilir mi?
Araştırmacılar bu yaklaşımı, doğal bitki gelişimine dayanan pasif ekovoltaik olarak tanımlıyor. Bu yöntemde santral işletmecileri yeni bitki türleri ekmek yerine çevredeki doğal bitki örtüsünün alana yayılmasına izin veriyor. Bakım çalışmalarını da sınırlı tutuyor.
Avrupa ve ABD'deki birçok güneş enerjisi projesi, bitki örtüsünü geliştirmek için özel tohum karışımlarından yararlanıyor. Önceki araştırmalar ise özellikle Avrupa'daki tarım arazilerinde güneş panellerinin altında daha düşük bitki çeşitliliği tespit etmişti.
Japonya'daki çalışma, farklı bir sonucun da mümkün olduğunu gösteriyor. Ancak araştırmacılar, aynı yöntemin her tesiste işe yaramayacağını vurguluyor.
Çevrede yeterli miktarda doğal tohum kaynağı bulunması ve bu tohumların santralin iç kesimlerine ulaşabilmesi gerekiyor. Bilim insanları, tesisin merkezinin dış sınırına uzaklığı 1 kilometreyi aştığında tohumların iç bölümlere ulaşmasının zorlaşabileceğini düşünüyor.
Ayrıca araştırmacılar önemli bir riske de dikkat çekiyor. Nadir bitkilerin veya bol güneş isteyen türlerin yaşadığı çayırların üzerine güneş enerjisi santrali kurmak, mevcut doğal yaşam alanına zarar verebilir. Bu nedenle panellerin altında bitki yetişmesi, tek başına bir projenin çevre dostu olduğunu kanıtlamıyor.
Japonya güneş enerjisi projelerinde kuralları değiştiriyor
Araştırmanın sonuçları, Japonya'nın büyük güneş enerjisi santrallerine yönelik politikalarını değiştirdiği bir dönemde ortaya çıktı.
Bilim insanlarının aktardığı önceki verilere göre Japonya'da Ocak 2020 itibarıyla ormanlık alanlara kurulan küçük ve orta ölçekli güneş enerjisi tesisleri en az 84,7 kilometrekarelik alan kaplıyordu. Bu miktar, ilgili tesislerin yaklaşık yüzde 59'unu oluşturuyordu.
Japonya, Nisan 2026'da ormanlık alanlardaki güneş enerjisi projelerine yönelik izin koşullarını sıkılaştırdı. Ülke, Nisan 2027'den itibaren yeni ticari arazi tipi güneş enerjisi santrallerine elektrik alım desteğini de sona erdirecek.
Japonya'nın enerji kurumu, öncelikli destek alabilecek güneş enerjisi projeleri için dört kategori önerdi. Ancak eski golf sahaları, kayak merkezleri ve terk edilmiş tarım alanlarını bu kategorilerin dışında bıraktı.
Yetkililer, söz konusu projelerin ağaç kesimi, verimli üst toprağın kaldırılması ve arazinin düzleştirilmesi gibi işlemler gerektirebileceğine dikkat çekiyor.
Güneş panellerinin oluşturduğu gölge, Japonya'daki tarımla birlikte elektrik üretimini hedefleyen projelerde de tartışma konusu. Japonya Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanlığı, bu tesislerde gölgeleme oranını yüzde 30 ile sınırlandırmayı planlıyor. Japonya Yenilenebilir Enerji Vakfı ise bu sınırı uygun bulmuyor.
Araştırmanın sonuçları her santral için geçerli değil
Bilim insanları, çalışmalarının yalnızca bir güneş enerjisi santralini ve bir yıllık gözlemleri kapsadığını belirtiyor. Ekip ayrıca gölge miktarını, toprak nemini ve toprak koşullarını doğrudan ölçmedi.
Bu nedenle araştırmacılar, sonuçları doğrulamak için farklı bölgelerdeki santrallerde birkaç yıl sürecek yeni çalışmalar yapılmasını istiyor.
Yine de araştırma önemli bir noktaya işaret ediyor: Güneş enerjisi santrallerinin altındaki bitki örtüsünü yalnızca paneller değil, çevredeki ormanlar ve arazinin yapısı da belirliyor.
Bilim insanları araştırmalarını Journal of Environmental Management dergisinde "Passive Ecovoltaics: Solar power plants as semi-natural ecosystems via spontaneous succession in forest landscapes" başlığıyla yayımladı.
Güneş panelinde şaşırtan detay: Serin hava daha yüksek verim sağlıyorGüncel