İnsanda uyuyan mucize: Uzuv yenileme yeteneği oksijen engelini aşabilir mi?

Semenderlerin sahip olduğu kopan bacağını yeniden çıkarma yeteneğinin aslında insan hücrelerinde de gizli olduğu ortaya çıktı. Bilim dünyasını heyecanlandıran araştırma, memelilerdeki yenilenme programını kapatan asıl nedenin soluduğumuz hava olduğunu ve bu engelin nasıl aşılabileceğini kanıtlıyor.

İnsanda uyuyan mucize: Uzuv yenileme yeteneği oksijen engelini aşabilir mi?

Bilim dünyasının asırlardır peşinden koştuğu uzuv yenileme yeteneği, son araştırmalarla birlikte bambaşka bir boyuta taşındı. Semender gibi canlıların kaza sonucu kaybettikleri parçaları kolayca yerine koyabilmesi, insanın sahip olmadığı bir mucize gibi görünse de aslında bu yeteneğin anahtarı çevresel koşullarda gizli olabilir.

İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü tarafından yürütülen çalışmalar, memeli canlıların da bu potansiyele sahip olduğunu, ancak havadaki yüksek oksijen seviyesinin bu süreci baskıladığını ortaya koydu. Bir doku hasar aldığında vücudun verdiği ilk tepki yarayı hızla kapatmak. İnsanlarda ve diğer memelilerde bu savunma mekanizması o kadar agresif ilerliyor ki, vücut enfeksiyon riskini minimize etmek adına bölgeyi "fibrozis" denilen yara dokusuyla örtiyor. Bu aceleci onarım süreci, ne yazık ki gerçek bir yeniden oluşumun önündeki en büyük engel. İki yaşamlı canlılarda ise süreç yara dokusu oluşturmak yerine, hücrelerin yeniden organize olarak kayıp parçayı inşa etmesiyle sonuçlanıyor.

Hücresel algı ve oksijenin gizli rolü

Araştırmacılar, rejenerasyon yeteneği yüksek olan türlerin neden genellikle su altında veya düşük oksijenli ortamlarda bulunduğuna odaklandığında şaşırtıcı bir gerçekle karşılaştı. Fare embriyoları üzerinde yapılan deneyler, oksijen miktarı su altındaki seviyelere çekildiğinde memeli hücrelerinin de "yenilenme" moduna geçtiğini gösterdi. Bu durum, memeli dokularının açık havada maruz kaldığı yoğun oksijenin, vücudun kendini tam anlamıyla onarma programını devre dışı bıraktığına işaret ediyor.

Bu mekanizmanın yönetim odasında "HIF1A" adı verilen kritik bir protein oturuyor. Oksijen seviyesi düştüğünde kararlı hale gelen bu protein, yarayı iyileştirecek hücresel süreçleri başlatıyor. İlginç bir şekilde kurbağalar, karaya çıkıp yüksek oksijene maruz kalsalar bile hücrelerini "düşük oksijenli ortamdaymış gibi" tutmayı başarıyor. Memelilerde ise sistem oksijene karşı çok daha hassas tepki vererek yenilenme kapısını erkenden kapatıyor.

Şu anki tıbbi bilgilerimiz kopan bir uzvun hemen yarın yeniden çıkacağını garanti etmese de, dokularımızdaki bu uyuyan gücün fark edilmesi büyük bir adım sayılır. Gelecekte hücrelerin çevreyi algılama biçimine müdahale edilerek, ağır yaralanmalarda yara izi yerine gerçek bir doku onarımı sağlanması hedefleniyor.