Çin’in yüzen adası: Hem sabit, hem de hareket edebiliyor

Çin, laboratuvar ile açık deniz arasındaki farkı ortadan kaldırmayı hedefleyen yeni bir projeye başladı. Yarı batık yapıya sahip mobil platform, hem bilimsel araştırmalar hem de derin deniz testleri için kullanılacak.

Çin’in yüzen adası: Hem sabit, hem de hareket edebiliyor

Okyanusların derinliklerini anlamak için geliştirilen teknolojiler, bugüne kadar çoğunlukla ya laboratuvar ortamına ya da sınırlı saha testlerine mahkum kaldı. Çin ise bu iki dünya arasındaki kopukluğu ortadan kaldıracak iddialı bir projeye yönelmiş durumda. İnşası başlayan dev platform, denizin ortasında sabit kalabilen ama gerektiğinde yer değiştirebilen hibrit bir araştırma üssü olarak tasarlanıyor.

Shanghai Jiao Tong Üniversitesi’nde geliştirilen sistem, klasik gemi ya da sabit platform anlayışından tamamen farklı. Yarı batık çift gövdeli yapısı sayesinde uzun süre açık denizde kalabiliyor. Böylece araştırma ekipleri, hava koşullarından bağımsız şekilde çalışmalarını sürdürebilecek bir ortam buluyor.

Projeye endüstriyel bir test alanı gözüyle bakmak mümkün. Ancak planlanan kullanım alanı bununla sınırlı değil. Platformda madencilik ekipmanları, sondaj sistemleri ve su altı robotları denenecek. Üstelik 110 tona kadar yük taşıyabilen yapı, 10 bin metre derinliğe uzanan testlere imkan tanıyor. Bu kapasite, okyanus tabanının büyük bölümüne erişim demek.

Bilimsel çalışmalar için yeni bir merkez

Endüstriyel testlerin yanı sıra bilimsel araştırmalar da platformun ana görevlerinden biri olacak. Tayfunların daha doğru tahmin edilmesi, deniz ekosistemlerinin ayrıntılı incelenmesi ve yaşamın kökenine dair çalışmalar bu merkezde yürütülecek. Ayrıca araştırmacılar, okyanusun kilometrelerce altındaki koşullarda alt atomik parçacıkları inceleyerek evrene dair yeni veriler elde etmeyi planlıyor.

Deniz yapılarında yıllardır süren bir ikilem var: Ya hareket edebilen ama zor dengede kalan gemiler ya da sabit ama yerinden oynayamayan platformlar… Bu proje, iki yaklaşımı tek yapıda birleştiriyor.

Çift gövdeli sistemin içine su alınıp boşaltılabiliyor. Stabilite gerektiğinde yapı ağırlaştırılıyor ve dalgalara karşı daha dirençli hale geliyor. Yer değiştirme gerektiğinde ise su tahliye edilerek platform yükseliyor. Ardından bir gemi gibi hareket edebiliyor.

2030 yılı hedeflenerek geliştirilen platform, sert koşullara dayanacak şekilde tasarlanmış. Saatte 290 kilometreye ulaşan tayfun rüzgarlarına karşı aylarca sabit kalabilecek bir yapıdan söz ediliyor. Laboratuvar testlerinde oluşturulan dev dalgalar ve fırtına simülasyonları, daha şimdiden tasarımın sarsıntıyı ciddi ölçüde azalttığını ortaya koymuş durumda.