Japon bilim insanları gençliğin anahtarını bulmuş olabilir

Japonya’dan gelen yeni araştırma, yaşlanan hücreleri yeniden “genç” hâle getirebilecek bir proteini işaret ediyor. Osaka Üniversitesi bilim insanları, AP2A1 adlı proteinin hücre yaşlanmasında kritik rol oynadığını ortaya koydu.

Japon bilim insanları gençliğin anahtarını bulmuş olabilir

Yaşlanma karşıtı kremler, estetik uygulamalar ve sayısız kozmetik ürün genç bir görünüm vadederken, bilim dünyası çok daha radikal bir soruya odaklanıyor: Hücresel düzeyde zamanı geri çevirmek mümkün mü?

Japonya’daki Osaka University araştırmacıları bu soruya umut veren bir yanıt sunuyor. Bu ay Cellular Signaling dergisinde yayımlanan çalışma, hücrelerin “genç” ve “yaşlı” durumları arasında geçiş yapmasında kilit rol oynayan bir proteini ortaya koydu.

Hücreler neden büyüyor? Bilinmeyen mekanizma

Yaş ilerledikçe, senescent hücreler olarak adlandırılan daha yaşlı ve daha az aktif hücreler birçok organda birikmeye başlıyor. Bu hücreler genç hücrelere kıyasla belirgin şekilde daha büyük oluyor ve hücrelerin hareket etmesini ve çevresiyle etkileşim kurmasını sağlayan yapısal bileşenler olan stres liflerinde farklı bir organizasyon sergiliyor.

Araştırmanın başyazarı Pirawan Chantachotikul konuya ilişkin şu açıklamayı yapıyor: “Bu senescent hücrelerin büyük boyutlarını nasıl koruyabildiğini hâlâ tam olarak anlamış değiliz. Dikkat çekici bir ipucu, stres liflerinin yaşlı hücrelerde genç hücrelere kıyasla çok daha kalın olması. Bu da liflerin içindeki proteinlerin hücre boyutunu desteklediğini düşündürüyor.”

Bu olasılığı test etmek isteyen ekip, AP2A1 (Adaptor Protein Complex 2, Alpha 1 Subunit) adlı proteini mercek altına almış. AP2A1’in, özellikle fibroblastlar ve epitel hücreleri gibi hücre tiplerinde, senescent hücrelerin stres liflerinde daha fazla üretildiği görülmüş.

Fibroblastlar, cildin yapısal ve mekanik özelliklerinin oluşturulması ve korunmasında kritik görev üstleniyor. Araştırmacılar, yaşlı hücrelerde AP2A1 üretimini baskıladı; genç hücrelerde ise bu proteini daha yüksek düzeyde ifade edecek şekilde artırmış. Amaç, bu değişikliğin hücrelerin yaşlanma benzeri davranışlarını nasıl etkilediğini görmek.

AP2A1 baskılanınca hücreler gençleşti

Çalışmanın kıdemli yazarı Shinji Deguchi sonuçların oldukça dikkat çekici olduğunu belirtiyor: “Yaşlı hücrelerde AP2A1’i baskıladığımızda, senescent özellikler tersine döndü ve hücresel gençleşme gözlemledik. Buna karşılık, genç hücrelerde AP2A1’in artırılması yaşlanma sürecini hızlandırdı.”

Araştırma ayrıca AP2A1’in genellikle integrin β1 adlı başka bir proteinle yakın ilişki içinde olduğunu ortaya koydu. Integrin β1, hücrelerin çevresini saran ve iskele görevi gören kolajen matrise tutunmasına yardımcı oluyor.

Hem AP2A1 hem de integrin β1’in hücre içindeki stres lifleri boyunca hareket ettiği tespit edildi. Buna ek olarak, integrin β1’in fibroblastlarda hücre ile yüzey arasındaki bağlanmayı güçlendirdiği belirlendi. Bu durum, senescent hücrelerde görülen kabarık veya kalınlaşmış yapıların nedenini açıklıyor olabilir.

Yaşlanma için yeni bir biyobelirteç ve tedavi hedefi

AP2A1 üretiminin, senescent hücrelerdeki yaşlanma belirtileriyle bu kadar yakından ilişkili olması, bu proteini hücresel yaşlanmanın bir göstergesi hâline getirebilir. Araştırma ekibine göre bu keşif, yaşlılıkla bağlantılı hastalıklar için yeni tedavi hedeflerinin geliştirilmesine de zemin hazırlayabilir.

Hücre ölçeğinde yaşlanma mekanizmasını anlamaya yönelik bu çalışma, yalnızca biyoloji alanında değil, geleceğin tıp teknolojileri için de önemli bir kapı aralıyor. Bilim insanlarının sıradaki adımı ise bu mekanizmanın klinik uygulamalara nasıl dönüştürülebileceğini ortaya koymak olacak.