Laboratuvarda şok eden üreme: 5 bin yıllık Ötzi mumyasında hayat devam ediyor

Alpler'in dondurucu zirvelerinde 5 bin 300 yıl önce hayatını kaybeden ve arkeoloji dünyasının en çok konuşulan keşiflerinden biri olan Buz Adam Ötzi, bilim insanlarını hayrete düşüren yepyeni bir sırrıyla gündeme geldi: Antik mumyanın içinde biyolojik hayat hala devam ediyor!

Laboratuvarda şok eden üreme: 5 bin yıllık Ötzi mumyasında hayat devam ediyor

Arkeolojinin en popüler keşiflerinden biri olan antik mumya Ötzi, bilim insanlarını şaşkına çeviren biyolojik bir gelişmeyle yeniden gündemde. Avusturya ile İtalya sınırındaki Ötztal Alpleri'nde 5 bin 300 yıl önce hayatını kaybeden bu antik insanın, aslında biyolojik olarak canlı bir mikroorganizma topluluğuna ev sahipliği yaptığı anlaşıldı.

Araştırma ekipleri, donmuş bedenden aldıkları örneklerle laboratuvar ortamında yeni bakteri ve mantar türleri üretmeyi başardı. Sürecin en dikkat çekici noktası ise mumyadan izole edilen bazı antik maya hücrelerinin laboratuvarda canlı şekilde çoğalması oldu. Bu durum, dondurucu soğukta korunan bedenin içinde hayatın bir şekilde sürdüğünü gösteriyor.

Buz Adam Ötzi, 1991 yılında iki dağcı tarafından tesadüfen keşfedildiğinde tıp ve tarih dünyasında büyük bir heyecan yaratmıştı. Sıfırın altındaki sıcaklık ve buzulların yapısı sayesinde dövmeli derisi, organları ve kasları hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşan bu bedenin üzerindeki sır perdesi henüz tamamen aralanmış değil.

Laboratuvarda çoğalan antik hücre kolonileri

İtalya'da bulunan Eurac Araştırma Merkezi uzmanları, mumyanın derisinden ve erime suyundan aldıkları örnekleri detaylı bir analizden geçirdi. Ötzi'nin mikrobiyal yapısının, modern şehir insanlarından çok antik kalıntılarla benzeştiği bu incelemelerle netleşti. Ancak 2019 yılında toplanan numunelerdeki soğuğu seven özel maya türleri, araştırmanın seyrini tamamen değiştirdi. Mikrobiyolog Mohamed Sarhan, dondurucu ortamda binlerce yıl geçiren bu mayaların hala canlı olduğunu ve laboratuvarda büyüyen hücre kolonileri elde ettiklerini açıkladı.

Normal şartlarda antik DNA örnekleri zaman geçtikçe parçalanma eğilimi gösterir. Fakat Ötzi'den son dönemde alınan maya DNA'larının, on yıl önceki örneklere göre çok daha uzun zincirli ve sağlam olduğu belirlendi. Uzmanlar bu yapıyı sadece basit bir korunma döngüsüyle açıklamanın yetersiz kalacağını savunuyor. "Glaciozyma" adı verilen özel bir maya türünün mumya üzerindeki yoğunluğunun son on yılda belirgin şekilde artması, hücrelerin aktif olarak bölünmeye ve yeni DNA'lar üretmeye devam ettiğini kanıtlıyor.

Binlerce yıllık bu hücrelerin ölü ya da tamamen uyku modunda olması durumunda böyle bir üremenin gerçekleşmesi biyolojik olarak imkansız kabul ediliyor. Ötzi'nin saklandığı eksi 6 derecelik özel odanın biyolojik aktiviteleri sanıldığı kadar engellemediği, bu keşifle birlikte anlaşıldı. 2010 yılında çok az olan hücre miktarının, 2019'da tüm mikrobiyoma hakim olması ve bu mayalardan birinin midede bulunması araştırmacıları hayrete düşürdü.

Bilim insanları, Sibirya ve Güney Amerika'daki diğer donmuş mumyaların da sadece statik birer kalıntı olmadığını, yaşayan dinamik birer biyolojik sistem olabileceğini düşünüyor. Microbiome dergisinde yayımlanan bu çalışma, dünyadaki tüm antik kalıntıların incelenme biçimini tamamen değiştirecek nitelikte.