Kanserle mücadelede tıp dünyasından umut verici ancak bir o kadar da düşündürücü haberler geliyor. Yapılan kapsamlı bir araştırma, dünya genelindeki kanser vakalarının üçte birden fazlasının aslında basit yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini ortaya koydu.
Yaklaşık 200 ülkede 19 milyon vakanın incelendiği ve Nature Medicine dergisinde yayınlanan bu dev çalışma, modern insanın alışkanlıklarının sağlığı üzerindeki etkisini çarpıcı bir tabloyla gözler önüne seriyor. 2022 yılı verilerine dayanan sonuçlar, teşhis konulan 7,1 milyon vakanın arkasında değiştirilebilir risk faktörlerinin yattığını gösteriyor.
Yıllardır süren bilinçlendirme çalışmaları sayesinde tütün kullanımı dünya genelinde azalma eğilimine girse de, sigara hala kanserin bir numaralı sorumlusu. Her altı kanser vakasından birinin tütün kaynaklı olduğu belirlenirken, bu faktör özellikle erkeklerde en büyük önlenebilir risk olarak öne çıkıyor.
Kadınlarda ise tablo biraz daha farklı; burada enfeksiyonlar listenin başında yer alıyor. Cinsel yolla bulaşan HPV’den hepatite kadar pek çok enfeksiyon türü, her on vakadan birinin temel sebebini oluşturuyor. Özellikle rahim ağzı ve mide kanseri gibi türlerin aşılanma veya hijyen tedbirleriyle büyük oranda engellenebilir olması, erken önlemin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Gençler arasındaki artış ve modern yaşamın gizli tehlikeleri
Kanserden hayatta kalma oranları, gelişen teknoloji sayesinde tarihin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Bugün teşhis konulan her 10 hastadan 7'si, beş yıl sonrasında hayatına devam edebiliyor. Ancak bu iyimser tablonun gölgesinde kalan endişe verici bir gelişme de var: Bazı kanser türleri, özellikle 50 yaş altındaki genç nüfusta hızla yayılıyor. Uzmanlar, gençlerde görülen kolon ve meme kanseri artışını, aşırı işlenmiş gıdalardan oluşan beslenme düzenine, alkol tüketimine, hareketsizliğe ve çevresel kirliliğe bağlıyor. Özellikle meme kanseri vakalarındaki artış hızının, 70'li yaşlardaki kadınlara oranla iki kat daha fazla olması dikkat çekici bir risk haline geldi.
Araştırmanın detaylarına göre coğrafya da risk faktörlerinin dağılımını doğrudan etkiliyor. Örneğin Doğu Asya'da erkeklerdeki kanser vakalarının yarısından fazlası yaşam tarzıyla ilişkiliyken, Kuzey Amerika ve Avrupa'da sigara hala başat faktör olma özelliğini koruyor. Kadınlarda ise emzirme süresinin yetersizliği, yüksek vücut kitle indeksi ve egzersiz eksikliği, meme kanseri riskini doğrudan tetikliyor. Bilim insanları, hava kirliliği ve iş yerlerinde maruz kalınan kimyasallar gibi kontrol edilmesi daha güç faktörleri de listenin önemli sıralarına yerleştiriyor.
Bu veriler, kanserin sadece "kader" olmadığını, bireysel tercihler ve toplumsal sağlık politikalarıyla gidişatın değiştirilebileceğini net bir şekilde anlatıyor. Uzmanlar, sadece sigarayı bırakmanın, dengeli beslenmenin ve enfeksiyonlara karşı koruyucu önlemler almanın bile milyonlarca insanın hayatını kurtarabileceğini vurguluyor.