Müze raflarında unutulan bir alet, 2 bin yıllık yanlışı nasıl ortaya çıkardı?

Yaklaşık 100 yıldır kimsenin dikkatini çekmeyen bakır alaşımlı bir nesne, antik Mısırlıların ileri düzey delme mekanizmaları kullandığını ortaya çıkardı. Bulgular, mühendislik ve kronolojiye dair yerleşik kabulleri de baştan sorgulamamıza neden oluyor.

Müze raflarında unutulan bir alet, 2 bin yıllık yanlışı nasıl ortaya çıkardı?

Müzelerin tozlu raflarında kalan küçük bir nesne, bazen insanlık tarihine dair bildiğimiz tüm kronolojiyi yerinden oynatabiliyor. Cambridge Üniversitesi Arkeoloji ve Antropoloji Müzesi’nde yaklaşık bir asırdır sıradan bir parça gibi bekleyen bakır alaşımlı minik bir alet de, antik Mısır’ın mühendislik dehasına dair çarpıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkardı.

Bilim insanları, 5 bin 300 yıldan daha eski olan bu nesnenin, düşünülenden çok daha karmaşık bir mekanizmaya sahip olan “yaylı matkap” olduğunu keşfetti. Bu buluş, delgi sistemleriyle oluşturulan gelişmiş matkap teknolojisinin başlangıcını iki bin yıl geriye çekerek, karmaşık mekanik araçların ne zaman ortaya çıktığına dair kabullerimizi değiştiriyor.

Aslında bu parça ilk kez yüz yıl önce, Yukarı Mısır'daki Badari mezarlığında yapılan kazılarda bulunmuştu. Ancak o dönemde arkeolog Guy Brunton, bu nesneyi sadece “üzerine deri sarılmış küçük bakır delici alet” olarak tanımlayıp geçti. Bu basit sınıflandırma yüzünden, insanlık tarihini değiştirecek olan bu eser, neredeyse yüzyıl boyunca hak ettiği ilgiyi göremedi. Ancak Newcastle Üniversitesi’nden Dr. Martin Odle liderliğindeki ekibin yaptığı son analizler, tarihin derinliklerindeki bu ihmali düzeltti. Mikroskop altında yapılan incelemeler, aletin ucundaki dairesel aşınma izlerini ve ince çizgileri açığa çıkardı. Bu izler, aletin sadece bir yere bastırılmadığını, aksine yüksek hızla döndürüldüğünü kanıtlıyor.

Antik mühendisliğin kayıp halkası

Araştırmacılar, aletin gövdesine sarılı halde duran ve son derece hassas olan altı kat deri kordonun, yaylı matkap sisteminin doğrudan kanıtı olduğunu belirtiyor. Bu mekanizmada, matkabın etrafına sarılan deri kordon bir yay aracılığıyla ileri geri hareket ettirilerek aletin çok hızlı dönmesi sağlanıyor. Dr. Odle, bu yöntemin elle çevrilen basit araçlardan çok daha kontrollü ve hızlı bir delme işlemi sunduğunu vurguluyor. İlginç bir şekilde, aletin yapısında bulunan arsenik, nikel, kurşun ve gümüş gibi elementler, Mısırlı zanaatkarların o dönemde bile bilinçli malzeme seçimleri yaptığını ve Akdeniz genelinde bir teknik bilgi alışverişinin sürdüğünü gösteriyor.

Bu keşif, Mısır medeniyetinin temellerinin atıldığı Naqada IID dönemine (M.Ö. 3300-3200) de ışık tutuyor. Krallık, yazı ve örgütlü din gibi kavramların filizlendiği bu çağda, Mısırlıların mobilya yapımından boncuk üretimine kadar pek çok alanda ileri düzey mühendislik kullandığı artık bir sır değil. Ancak tek değişim aletlerin tarihinde yaşanmadı. Son araştırmalar, Mısır tarihinin en parlak dönemi olan "Yeni Krallık" döneminin başlangıcını da yeniden şekillendiriyor.

Yeni Krallık, Tutankamon gibi efsanevi hükümdarların yaşadığı, Mısır’ın gücünün zirvesine ulaştığı bir devir olarak biliniyor. Bilim insanları, döneme ait kerpiç tuğlalar, keten defin örtüleri ve ahşap figürler üzerinde yaptıkları radyokarbon testleri sayesinde şaşırtıcı bir sonuca ulaştı. Tarihi kayıtlarda büyük iz bırakan Santorini (Thera) yanardağ patlamasının, Yeni Krallık'ın kurucusu I. Ahmose’nin döneminden önce gerçekleştiği kesinleşti. Bu durum, Yeni Krallık’ın sanılandan yaklaşık bir yüzyıl daha geç yükseldiğini gösteriyor.