Bir askeri üsten çıkan telefon sinyali, o üssün konumunu ele verebilir. Bu kulağa bilim kurgu gibi gelse de ABD ordusunun bugün içinde bulunduğu durum tam olarak bu.
Yabancı istihbarat servisleri ve düşman unsurlar, ticari veri simsarlarından satın aldıkları konum bilgileriyle Amerikan askerlerinin hareketlerini takip edebiliyor. Üstelik bunu yapmak için gelişmiş bir hacker ekibine ihtiyaç yok; internette yasal olarak satılan reklam verileri bu iş için fazlasıyla yeterli. Pentagon bu gerçeği resmen kabul etmiş durumda. Ama kabul etmek ile çözüm üretmek arasında geçen on yıl, tablonun en rahatsız edici yanı.
On yıllık uyarı, on yıllık sessizlik
2016'da bir hükümet yüklenicisi, Özel Operasyonlar Komutanlığı yetkililerine somut bir sunum yaptı. Orta Doğu'daki gizli üslerden çıkan şahsi telefonların nasıl adım adım izlenebildiğini kanıtlarıyla gösterdi. Ama aradan geçen dokuz yıla rağmen ortada hala kapsamlı bir önlem yokmuş gibi görünüyor.
Senatör Ron Wyden ve Temsilciler Meclisi Üyesi Pat Harrigan, Pentagon'a gönderdikleri resmi mektupta bu ihmalin boyutlarını tek tek sıraladı. Hem askerlerin kişisel telefonları hem de ordu tarafından tahsis edilen resmi cihazlar, reklam kimliklerini yaymayı sürdürüyor. Bu dijital izler dünyanın herhangi bir noktasındaki askeri personelin tam konumunu belirlemeye yetiyor. Savunma Bakanlığı Bilgi Teknolojileri Başkanı Kirsten Davies'e iletilen mektupta, konum servislerinin kapatılmasını zorunlu kılan merkezi bir sistemin hala kurulmamış olması da sert bir dille eleştirildi.
İşin ilginç tarafı, ordu bu sorunu çözmek bir yana, yeni bir politikayla daha da derinleştirdi. "Kendi Cihazını Getir" adıyla hayata geçirilen uygulama, resmi cihazları ortadan kaldırarak personelin kendi telefonunu kullanmasını teşvik ediyor. Merkezi bir mobil cihaz yönetim sistemi kurma çalışmaları ise son derece yavaş ilerliyor.
Pentagon yetkilileri, mevcut güvenlik kılavuzlarının askerleri konum servislerini kapatmaya her zaman yönlendiremediğini itiraf etti. Yabancı aktörlerin ticari veri satın alarak Amerikan personelini hedef aldığına dair çok sayıda istihbarat raporu da doğrulandı. Somut bir acil eylem planı ise henüz masada yok.
Bu tablo tek başına bile yeterince düşündürücü. Ama üstüne bir de şu eklendi: Yakın dönemde ortaya çıkan bir rapor, orduya ait 70 bin civarında gizli dosyanın şifresiz ve korumasız bir şekilde internete açık bırakıldığını ortaya koyuyor.