İnsanoğlunun Dünya dışındaki gezegenlerde koloni kurma hayali, beklenmedik bir biyolojik engelle karşı karşıya. Uzayda bebek sahibi olmanın sanılandan çok daha zor olabileceğini ortaya koyan yeni bir araştırma, yer çekimsiz ortamda spermlerin "yollarını kaybettiğini" gösteriyor.
İnsanlığın geleceğini korumak adına uzayda üremenin kritik bir konu haline geldiği bu günlerde, Adelaide Üniversitesinden araştırmacıların elde ettiği bulgular, kozmik bir bebek planlayanlar için ciddi uyarılar barındırıyor. Uzay yolculuklarında yer çekiminin azalması, spermlerin yön bulma becerilerini adeta altüst etti. Araştırmanın başyazarı Dr. Nicole McPherson, yer çekiminin spermlerin üreme kanalında ilerleme yeteneği üzerindeki kritik rolünü ilk kez bu kadar net gördüklerini ifade etti. Mikro yer çekimi koşullarında, kanalda yolunu bulabilen sperm sayısında ciddi bir düşüş gözlendi. İşin ilginç tarafı ise spermlerin hareket kabiliyetinde fiziksel bir zayıflama olmamasına rağmen, yönlerini tayin edemedikleri için hedefe ulaşamamalarıydı. Bu durum, temel sorunun spermlerin hızından değil, tamamen pusulalarını yitirmelerinden kaynaklandığına işaret etti.
Uzayda döllenme başarısı yüzde 30 azalıyor
Bilim insanları bu deney kapsamında insan, fare ve domuzlardan alınan örnekleri sıfır yer çekimi simülasyonuna tabi tuttu. Dişi üreme kanalını taklit eden bir düzenek içinde hareket eden spermlerin, normal yer çekimine kıyasla çok daha sık kaybolduğu saptandı. Simülasyon modelleri, bu yön kaybı nedeniyle başarılı şekilde döllenen yumurta sayısında yüzde 30’luk bir azalma yaşandığını ortaya koydu. Özellikle dört ila altı saatlik mikro yer çekimi maruziyeti döllenme oranlarını düşürürken, sürenin uzaması embriyo gelişiminde gecikmelere ve fetüsü oluşturacak kritik hücrelerin sayısında azalmaya yol açıyor.
Ancak tüm bu karamsar tabloya rağmen araştırmadan umut verici bir haber de geldi. Ekip, progesteron hormonunun takviye edilmesinin, insan spermlerinin mikro yer çekimindeki yön bulma sorununu aşmasına yardımcı olduğunu fark etti. Yumurta tarafından salınan bu hormon, spermleri döllenme bölgesine çeken bir rehber görevi görüyor. Gelecekte Ay veya Mars yerleşimleri planlanırken, sağlıklı bir gelişim için yapay yer çekimi sistemlerinin nasıl tasarlanması gerektiği sorusu artık çok daha hayati bir önem taşıyor.
SpaceX’in 2030’lu yıllarda Mars’a insan gönderme hedefi ve NASA’nın Artemis programı, insanlığın Dünya dışı yaşam arayışını hızlandırıyor. Geçtiğimiz yıl Japonya’da yapılan bir çalışma, uzayda saklanan fare hücrelerinden sağlıklı yavrular elde edilebileceğini göstermişti. Hatta bazı girişimler, yörüngede tüp bebek işlemleri yapabilecek minyatür laboratuvarlar bile fırlattı.
Adelaide Üniversitesi ekibi şimdi, yer çekimi kuvvetindeki değişimin bu süreci kademeli mi yoksa ani bir kırılmayla mı etkilediğini çözmeye odaklanmış durumda.