Dünya'nın ilk zamanları, devasa volkanik patlamaların yaşandığı ve radyasyonun yüzeyi kavurduğu, yaşam için son derece sert bir ortama sahipti. Ancak bu kaotik atmosferin içinde bir şekilde yaşamın tohumları da yeşermeyi başardı.
Bilim insanları on yıllardır temel bir sorunun peşinden gidiyor: Yaşamın yapı taşları bu cehennemi andıran ortama nasıl geldi? Gökbilimcilerin en güçlü teorilerinden biri, bu bileşenlerin Dünya’ya kuyruklu yıldızlar ve asteroitler aracılığıyla taşındığı yönünde. Nature Astronomy dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, Ryugu asteroidinden alınan örneklerde yaşamın şifresi olan beş temel nükleobazın tamamının bulunmasıyla bu teoriyi güçlendirdi.
Söz konusu beş nükleobaz, yeryüzündeki tüm canlıların genetik materyalini oluşturan DNA ve RNA'nın temel yapı taşları olarak biliniyor. Japonya Deniz-Yer Bilimleri ve Teknoloji Kurumu’ndan araştırmacı Toshiki Koga, bu sonucun yaşamın kökeninden önce gerçekleşen kimyasal evrime asteroitlerin doğrudan katkıda bulunduğu fikrini desteklediğini belirtti. Bu keşfe giden yolculuk, Japon Uzay Araştırma Ajansı’nın (JAXA) 2014 yılında Hayabusa2 uzay aracını Ryugu’ya göndermesiyle başladı. Yaklaşık 300 milyon kilometre yol kat eden araç, asteroit yüzeyine inerek numuneler topladı ve bu değerli kargoyu Dünya’ya getirdi.
Uzay kayalarındaki kimyasal şifreler
Ryugu’dan gelen örnekler üzerinde daha önce yapılan çalışmalarda bu bazlardan biri olan "urasil" tespit edilmişti. Ancak Koga ve ekibi, titizlikle korunan temiz oda koşullarında gerçekleştirdikleri analizlerle ilk kez beş bileşenin tamamını aynı anda buldu. Yapılan testler, bu moleküllerin Dünya’dan bulaşmadığını, doğrudan asteroidin kendi bünyesinde oluştuğunu kanıtlıyor. İlginç olan ise Ryugu’daki bu bazların dağılımının; Murchison veya Bennu gibi daha önce incelenen diğer gök taşlarından farklılık göstermesi. Ryugu'da purin ve pirimidin bazları neredeyse eşit miktarda bulunurken, diğer gök taşlarında bu denge bir tarafın lehine değişiyor.
Bu miktar farklılıkları, aslında moleküllerin hangi kimyasal koşullar altında oluştuğuna dair önemli ipuçlarına sahip. Araştırma ekibi, numunelerdeki amonyak konsantrasyonu ile nükleobazların oranı arasında yeni bir bağlantı keşfetti. Bu durum, erken güneş sisteminde nükleobaz oluşumuna katkıda bulunan ve henüz tam olarak tanımlanmamış kimyasal yollar olduğunu düşündürüyor. Yani uzaydaki kimya fabrikası, tahmin edilenden çok daha sistematik bir şekilde çalışıyor.
Bennu ve Ryugu gibi karbon açısından zengin iki farklı asteroitte yaşamın tüm genetik kod parçalarının bulunması, bu moleküllerin güneş sisteminin erken dönemlerinde oldukça yaygın olduğunu gösteriyor.