Windows’a yaylım ateşi: "Bu kadar yıl nasıl ayakta kaldı, inanamıyorum!"

Oyun dünyasının sevilen platformu GOG, CD Projekt çatısından resmen ayrıldı. Şirketin tek sahibi haline gelen Kiciński, ilk iş olarak Windows ekosistemini hedef aldı.

Windows’a yaylım ateşi: "Bu kadar yıl nasıl ayakta kaldı, inanamıyorum!"

Oyun dünyasında “oyuna gerçekten sahip olma” felsefesiyle kendine sadık bir kitle edinen GOG, son günlerde büyük bir yapısal değişimle ve kurucusunun çarpıcı açıklamalarıyla gündemde. CD Projekt’in kurucu ortaklarından Michał Kiciński, 2008 yılında hayata geçirdiği GOG’un tüm hisselerini satın alarak platformu eski çatısından tamamen ayırdı.

Bu hamleyle GOG, artık CD Projekt grubunun bir parçası değil, tamamen bağımsız bir şirket olarak yoluna devam ediyor. Ancak bu ticari gelişmeden ziyade, Kiciński’nin teknoloji dünyasının lokomotifi sayılan Windows işletim sistemi hakkındaki sert eleştirileri sosyal medyada büyük bir tartışma başlattı.

Kiciński, verdiği bir röportajda güncel Windows deneyimini şaşkınlıkla karşıladığını gizlemedi. Uzun süredir kişisel tercihi olarak macOS kullanan iş insanı, Windows’un piyasadaki hakimiyetine rağmen sunduğu yazılım kalitesini oldukça düşük buluyor. Hatta kendi anne ve babasının bilgisayarlarında yaşadığı teknik sorunları çözmek zorunda kaldığı anları “inanılmaz bir deneyim” olarak nitelendiriyor. Kiciński'ye göre, insanların Windows ekosisteminden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlaması ve alternatif arayışlara girmesi, sistemin kullanıcıda yarattığı bu bıkkınlıktan kaynaklanıyor.

Alternatif sistemler güç mü kazanıyor?

Windows'a yönelik bu eleştiriler sadece Kiciński ile sınırlı değil; geçmişte bizzat Microsoft bünyesinde çalışmış mühendisler bile sistemin arayüz kararlarını ve performansını sık sık hedef tahtasına koydu. Elon Musk gibi isimlerin de zaman zaman Windows 11’in zorunlu özelliklerine karşı tepki gösterdiğine şahit olduk. Bu memnuniyetsizlik, özellikle Linux tabanlı işletim sistemleri için yeni bir kapı aralıyor. Örneğin, Windows kullanıcılarını hedefleyen Zorin OS gibi dağıtımlar, kısa sürede milyonlarca indirme rakamına ulaşarak bu göçün somut bir kanıtı haline geldi.

Kullanıcılar artık hantal yapılardan ve her geçen gün karmaşıklaşan kullanıcı deneyiminden yorulmuş görünüyor. GOG'un bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte, Kiciński’nin bu özgürlükçü ve eleştirel yaklaşımının platformun gelecekteki stratejilerine nasıl yansıyacağı merak konusu. Belki de bu bağımsızlık, GOG’un Linux gibi alternatif ekosistemlere daha fazla yatırım yapacağı bir dönemin habercisi olabilir. Ancak şimdilik, teknoloji dünyasında “standart” kabul edilen yazılımların bile artık eskisi kadar dokunulmaz olmadığı kesin olarak söylenebilecek tek şey.