OpenAI'nin tepe ismi Sam Altman, teknoloji dünyasının geleceğini şekillendirecek kritik bir hamle peşinde. Yönetici, siyasi tıkanıklıkları aşmak ve regülasyon süreçlerini daha yumuşak geçirmek adına Amerikan hükümetiyle pazarlık masasına oturdu.
Planın detayları ise oldukça ses getirecek cinsten: OpenAI'ın sermayesinden devlete yüzde 5 oranında hisse devri öneriliyor. Üstelik Altman bu teklifi sadece kendi şirketiyle sınırlı tutmuyor; Google, Meta, Anthropic ve xAI gibi sektörün dev oyuncularının da benzer bir payı devlete bırakması gerektiğini savunuyor.
Yapay zeka devlerinin böyle radikal bir stratejiye yönelmesinin temelinde, son dönemde Washington ile yaşadıkları ciddi sürtüşmeler var. Lisans ve erişim kısıtlamaları şirketlerin elini kolunu bağlamış durumda. Örneğin Anthropic, hükümetin talimatı sonrası siber güvenlik çalışmaları için geliştirdiği Mythos ve Fable modellerine erişimi tamamen kapatmak zorunda kalmıştı. OpenAI da benzer bir durumla karşı karşıya; GPT-5.6 gibi yeni nesil teknolojilerini tüm dünyaya açmak yerine, hükümetin onayladığı dar bir çevrede ön izleme olarak tutabiliyor.
ABD başkanı Trump, geçtiğimiz haziran ayında attığı imzayla yapay zeka şirketlerine modelleri halka sunmadan 30 gün önce hükümet incelemesine açma zorunluluğu getirdi. Bu adım her ne kadar orta seviyeli bir düzenleme gibi görünse de, perde arkasında işler daha karmaşık. Birleşmiş Milletler ve çeşitli siyasi çevreler, çok daha katı ve yaptırım gücü yüksek kuralların hayata geçirilmesi konusunda baskısını sürdürüyor.
Intel örneği neden model oluşturuyor?
Devletin teknoloji şirketlerinde hissedar olması aslında ABD siyaseti için tamamen yeni bir kavram değil. Trump yönetimi, daha önce Intel CEO’sunun istifasını talep ederken şirketin yüzde 10’luk hissesini bünyesine katarak bir nevi kontrol mekanizması kurmuştu. Trump bugün, 2025 yılında 8,9 milyar dolar değerinde olan bu payın 60 milyar doları aştığını savunarak bu politikayı bir başarı hikayesi olarak nitelendiriyor.
Altman'ın planı, hükümete verilecek yüzde 5’lik payın doğrudan bölge sakinlerine fayda sağlayacak bir yapıda kullanılmasını içeriyor. Alaska Daimi Fonu modeli bu noktada örnek gösteriliyor. Yine de Financial Times, sürecin çok başında olunduğunu ve böyle devasa bir ortaklık için ABD Kongresi'nin onayının şart olduğunu vurguluyor.