Her yıl haziran ayının gelişiyle birlikte iş dünyasında dönemsel bir değişim başlar. Şirketler, çalışan bağlılığını artırmak ve esnek çalışma kültürünü yerleşik kılmak amacıyla yaz aylarında personeline farklı şehirlerden ya da tatil bölgelerinden görevlerini sürdürme imkanı tanıyor. Hibrit modellerin kalıcı hale gelmesi, bu durumu bir istisna olmaktan çıkararak çalışma hayatının sıradan bir parçası haline getirdi. Fakat sağlanan bu lokasyon özgürlüğü, kurumsal veriler açısından ciddi güvenlik açıklarına zemin hazırlıyor.
Yaz aylarında kurumsal savunma ağlarının uzağında kalan cihaz ve internet bağlantılarının kullanımı siber riskleri doğrudan tırmandırıyor. Kafelerdeki ortak Wi-Fi ağları, kişisel bilgisayarlar ve güncellenmemiş uygulamalar siber saldırganlar için açık birer kapı işlevi görüyor. ElectroIQ tarafından hazırlanan 2025-2026 siber güvenlik raporu, tüm siber saldırıların yüzde 38'inin ev yönlendiricilerini (router), VPN'leri ve uzaktan erişim kanallarını hedef aldığını gösterdi. Aynı çalışmada, fidye yazılımı saldırılarının yüzde 29'unun doğrudan ev ofislerindeki bir cihaz üzerinden başladığı bilgisi de yer alıyor.
Siber güvenlik kuruluşu Barracuda'nın verileri ise tehlikenin boyutunu destekler niteliktedir. Araştırma, kötü amaçlı belgelerin yüzde 83'ünde phishing web sitelerine yönlendirme yapan QR kodların kullanıldığını ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle tatil bölgelerinden çalışan personeli açık bir hedef haline getirmiş durumda. Üstelik ilgili çalışmaya göre, iletilen her dört e-postadan biri kötü amaçlı ya da istenmeyen spam mesaj kategorisinde bulunuyor.
Esnek çalışma modelinde alınması gereken önlemler
BT ekosisteminde distribütör olarak faaliyet gösteren TD SYNNEX'in Türkiye Başkanı Behçet Yumrukçallı, konuya dair yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Yaz aylarında uzaktan çalışma esnekliği, çalışan deneyimi ve iş sürekliliği açısından avantajlar barındırıyor. Ancak bu durum, güvenlik stratejileri doğru kurgulanmadığında kurumlar adına risk kaynağına dönüşebilir. Artık şirket verileri sadece ofis içindeki yerel ağlarda durmuyor; evlerden, mobil cihazlardan ve bulut tabanlı uygulamalardan erişilen geniş bir ekosistemde muhafaza ediliyor. Bu sebeple kurumların güvenlik yaklaşımını ofis sınırlarının ötesine taşıması şarttır. Kimlik, cihaz, ağ, uygulama ve veri güvenliğinin bütüncül bir şekilde ele alınması gerekiyor."
Yumrukçallı, basit parolaların yerine Çok Faktörlü Doğrulama (MFA) sistemlerinin zorunlu kılınmasını öneriyor. Halka açık ağlarda uçtan uca şifreli VPN bağlantılarının tercih edilmesi ve "asla güvenme, daima doğrula" prensibini temel alan Sıfır Güven modeline geçilmesi önem arz ediyor. Ayrıca çalışanların siber tehlikeler konusunda düzenli bilgilendirilmesi de sürecin temel taşları arasında yer alıyor.
Tek başına parola koruması yeterli değil
SaaS (hizmet olarak yazılım) modelinin internet üzerinden bulut altyapılı uygulamalara erişim sunması, uzaktan çalışmayı yaygınlaştırırken verimlilik artışını da beraberinde getirdi. Behçet Yumrukçallı, bu sistemlerin sağladığı kolaylıkların yanında yeni riskler barındırdığına değindi. Personelin ev ortamında farklı cihazlarla internete bağlanması siber güvenlik süreçlerini karmaşıklaştırıyor.
Web uygulamalarına yönelik her 10 saldırının neredeyse 9'unda çalınmış kullanıcı adı ve parolalar öne çıkıyor. Dünya genelinde bir veri ihlalinin ortalama maliyeti ise yaklaşık 5 milyon dolara ulaşarak pandemi sonrası dönemin en yüksek seviyesine çıktı. Süreci değerlendiren Yumrukçallı, dijital dönüşümün hız kazandığı günümüzde tek başına şifre kullanımının koruma sağlamadığını ifade ediyor. Şirketlerin yapay zeka destekli güvenlik çözümleri ve çok katmanlı savunma mekanizmalarını devreye alması gerekiyor.
Altyapı yenileme operasyonları hız kazandı
Uzaktan çalışmanın kalıcı bir yapıya bürünmesi ve hibrit bulut stratejilerinin tercih edilmesi, kurumsal altyapıların yenilenme sürecini hızlandırdı. Şirketlerin bu geçiş dönemini yönetmesinde teknoloji iş ortaklarının rolü de farklı bir boyut kazanıyor. Günümüzde sadece donanım tedariki sağlayan firmalar değil, uçtan uca teknoloji yolculuğunda çözüm odaklı yaklaşım benimseyen aktörler ön plana çıkıyor.
TD SYNNEX Türkiye, bulut, büyük veri, analitik ve siber güvenlik alanlarında iş ortaklarına destek sunuyor. Kurumların dijitalleşme süreçlerinde danışmanlık yaklaşımıyla yer aldıklarını belirten Yumrukçallı, doğru teknolojinin doğru yatırım planıyla konumlandırılması adına rehberlik ettiklerini aktardı. Şirket, uç bilişimden otomasyona uzanan bir yelpazede hizmet sunarak yaz aylarında artan uzaktan çalışma risklerini yönetilebilir kılmayı hedefliyor.