Yıllarca kimse yüzüne bakmamıştı: Unutulan deneyden şaşırtıcı sonuçlar çıktı

Avustralya'da 1980'lerde başlatılan ve zamanla kaderine terk edilen 26 milyon dolarlık ormancılık projesi seneler sonra tekrar incelendi. Ağaçların kesildiği alanlarda yaşanan inanılmaz değişim ve nadir canlıların yeni sığınağı bilim dünyasında büyük merak uyandırdı.

Yıllarca kimse yüzüne bakmamıştı: Unutulan deneyden şaşırtıcı sonuçlar çıktı

Avustralya'nın Victoria eyaletinde 1980'li yılların sonunda başlatılan ve zamanla unutulmaya yüz tutan dev bir ormancılık deneyi, bilim insanları tarafından yeniden incelemeye alındı. Seneler sonra elde edilen veriler, orman yönetimi ve koruma stratejileri konusunda ezberleri bozacak nitelikte sonuçlar ortaya koyuyor.

İnsanoğlu ormanları sevdiği kadar onları kesip farklı amaçlarla kullanmayı da tercih ediyor. Avustralya hükümeti, 1980'li yıllarda belirli bir bölgedeki olgun ağaçların neredeyse tamamının tek seferde kesildiği geleneksel yönteme alternatif aramaya başladı. Tıraşlama olarak adlandırılan bu uygulama sadece ticari kaynak sağlamak için değil, aynı zamanda hastalık kontrolü ve yönetim amaçlarıyla da tercih ediliyordu.

Ancak bu kitlesel kesimlerin orman ekosistemi üzerindeki uzun vadeli etkileri net biçimde bilinmiyordu. İster hastalığı engellemeye çalışan bir çevreci ister ürününün yeniden yetişmesini bekleyen bir kereste şirketi olsun, herkes kesim yapılan alanın en iyi şekilde iyileşmesini ister. Çevreciler bu yöntemin nadir türlerin yaşam alanlarını tamamen yok ettiğini savunurken, alternatif yöntemlerin potansiyeli henüz araştırılmamıştı.

Hükümet, 1980'lerin sonunda Victoria'nın Central Highlands bölgesinde yer alan Tanjil Bren ve East Gippsland'daki Cabbage Tree Creek alanlarında alternatifleri incelemek amacıyla 26 milyon dolarlık bütçe ayırdı. Silvikültür Sistemleri Projesi kapsamında geleneksel kesimler, daha küçük alanlı kesimler ve ağaçların yüzde 50 ila 70'inin temizlendiği yoğun seyreltme yöntemleri uygulandı. Ardından bu bölgelerdeki değişimler, hiç dokunulmamış el değmemiş orman alanlarıyla kıyaslanarak takip edildi.

Sonuçların alınması 2000'li yılların başını buldu. İlk veriler, geleneksel kesim yapılan alanlarda Dağ Okaliptüsü türünün daha iyi yenilendiğini gösteriyordu. Fakat hikaye burada bitmedi.

Unutulan yollar ve aniden gelen şaşırtıcı keşif

Zamanla deney alanı unutuldu ve bölgeye ulaşım sağlayan yollar bitkilerle kaplandı. Buna rağmen doğa kendi sürecini işlemeye devam etti. Araştırmacılar, bir proje kapsamında bölgeyi tekrar ziyaret ettiğinde ise son derece şaşırtıcı bulgularla karşılaştı.

Original çalışmaların aksine, yoğun şekilde seyreltilmiş, yani ağaçların büyük kısmının kesilip geriye kalanlara yer açıldığı alanlarda devasa bir büyüme gerçekleştiği görüldü. Geride bırakılan ağaçlar henüz 80 yaşında olmalarına rağmen, göğüs hizasındaki gövde çapları ortalama bir metreyi aşmış, hatta bazıları 1.5 metreye ulaşmıştı. Seyreltme işlemi bu ağaçlara daha fazla alan ve kaynak sağlayarak gelişimlerini hızlandırmıştı.

Daha da dikkat çekici olan gelişme ise karbon depolama kapasitesinde yaşandı. Yoğun şekilde seyreltilmiş orman alanı, sadece 30 yıl içinde kesim sırasında kaybedilen tüm karbonu geri kazanmakla kalmadı; hiç kesim yapılmayan kontrol alanlarıyla aynı seviyede ilave karbon depolamayı başardı.

Soyu tükenmekte olan türler için beklenmedik bir sığınak

Bu yöntemin sağladığı faydalar sadece karbon depolamakla sınırlı kalmadı. Yenilenen orman dokusu, soyu tehlike altında olan Leadbeater porsuğu gibi nadir türler için adeta bir sığınak haline geldi.

Deney sahasına yerleştirilen kamera tuzakları, bu özel porsuk türünün el değmemiş ormanlarda değil, yalnızca yoğun seyreltme yapılmış alanlarda yaşadığını ortaya çıkardı. Yine de araştırmacılar bu durumun tek bir tür üzerinden genellenmemesi gerektiğini, her arazi yönetim biçiminin kendine özgü bir yeri olduğunu vurguluyor.

Tanjil Bren'de yıllar sonra hatırlanan bu deney, ormanları yönetirken geleneksel kesimlerin ötesinde farklı seçeneklerin bulunduğunu kanıtlıyor. Bu yöntemler hem ahşap ihtiyacını karşılamaya hem karbon stoklarını korumaya hem de biyolojik çeşitliliği sürdürmeye imkan tanıyor. Bilim insanları, dünyada tekrar incelenmeyi bekleyen benzer unutulmuş deneylerin bulunabileceğini belirtiyor.