Zaman yolcusu olduğunu iddia eden isimlere internet dünyasında denk gelmek artık alışıldık bir durum. Eski tablolarda modern cihazlar bulduğunu savunanlardan tutun, gelecekten geldiğini söyleyerek kehanetlerde bulunanlara kadar pek çok kişi bu alanda boy gösteriyor.
Genelde bu anlatıların altında, insan zihninin bilimkurgu merakını doyurma arzusu ve dünyevi açıklamalar yatıyor. Buna rağmen, "Mike" takma adlı birinin hikayesi İngiliz basınında kendine yer bulunca işler biraz daha dikkat çekici bir noktaya evrildi.
ApexTV isimli YouTube kanalına yüzünü mozaikleyerek konuk olan Mike, oldukça iddialı ve test edilmesi mümkün olmayan birtakım tezler ortaya attı. Kanada ulusal güvenlik teşkilatında gizli projelerde çalıştığını öne süren bu şahıs, zaman makineleriyle milattan sonra 3700 yılına ulaştıklarını iddia ediyor. Anlattığına göre insanlık, fosil yakıtları terk edip güneş enerjisine tam geçiş yapsa da gelecekte bizi çok daha karanlık tablolar bekliyor. Mike, 3000 yılından itibaren kontrolün yapay zeka ve robotik sistemlere geçtiğini, dünya nüfusunun ise dramatik şekilde azaldığını öne sürdü.
Bu distopik tablo, bilimkurgu filmlerinin senaryolarını aratmıyor. İnsanların sanatsal faaliyetlere yöneldiği huzurlu dönemin, robotların başlattığı bir isyanla sona erdiğini savunan Mike, 3700 yılında büyük bir savaşın patlak verdiğini anlatıyor. Hayatta kalan sınırlı sayıda insanın, 4 milyon civarında olduğu söylenen robot ordusundan kaçarak ormanlarda ve mağaralarda saklandığı iddiası, anlatının en dikkat çeken noktalarından. İddiasına kanıt olarak ise parçalanmış, tilkiyi andıran mekanik bir el maketi gösteriyor.
Bilimin ışığında zaman yolculuğu
Söz konusu iddiaların arkasında, tıpkı diğer benzer hikayelerde olduğu gibi, fiziksel hiçbir somut kanıt yok. Mike, kendisini öldürmek isteyen gizli bir yapılanmadan kaçtığını söyleyerek neden ana akım medya yerine şüpheli içerikleriyle tanınan bir kanala konuştuğunu açıklamaya çalışıyor. Teorik fizik dünyasında zaman yolculuğuna dair çeşitli varsayımlar olsa da, şu anki gerçekliğimizde işleyen bir zaman makinesinden söz etmek mümkün değil.
Zaman yolculuğunun imkansızlığını anlamak için en somut örneklerden birini Stephen Hawking sunmuştu. Hawking ve beraberindeki saygın akademisyenler, sadece gelecekten gelecek olan kişilerin katılabileceği partiler düzenledi. Davetiyeleri ise partiler bittikten sonra internet üzerinden paylaşıldı. Ne var ki, düzenlenen bu etkinliklere hiçbir ziyaretçi katılmadı. Mike'ın anlattığı hikaye, Terminator filminin senaryosundan devşirilmiş kurgusal bir çabadan öteye geçemiyor.