Japonya'da kan grubu, yalnızca tıbbi kayıtlarda yer alan bir bilgi değil. "Ketsueki-gata" adı verilen yaygın inanış, kişinin karakterinden ilişkilerdeki uyumuna kadar pek çok özelliğin kan grubuyla bağlantılı olduğu fikrine dayanıyor. Bilimsel çevreler bu yaklaşımı desteklemese de kültürel etkileri günlük yaşamın farklı alanlarında hala kendisini gösterebiliyor.
Batı toplumlarında burçlara ve astrolojiye yüklenen anlamlara benzetilen bu anlayışın izlerine eğitimden iş hayatına kadar çeşitli yerlerde rastlamak mümkün. Çocukların zaman zaman kan gruplarına göre ayrılan gruplarda eğitim aldığı, bazı işverenlerin ise işe alım sırasında adaylardan kan grubu bilgisini istediği biliniyor. Hatta görev dağılımında bu bilgiyi dikkate alan örnekler de bulunuyor.
Ayrımcılığa karşı getirilen düzenlemeler bu tür uygulamaların azalmasını sağladı. Buna rağmen kan grupları; çöpçatanlık hizmetleri, dergiler ve zaman zaman siyaset gibi alanlarda kültürel bir referans olarak varlığını sürdürüyor. Japonya'da 2008 ve 2009 yıllarında Başbakanlık yapan Tarō Aso'nun, seçmenler karşısında düzenli ve sorumluluk sahibi bir profil çizmek amacıyla A kan grubuna sahip olduğunu vurgulaması bunun dikkat çekici örneklerinden biri.
Her kan grubuna farklı bir karakter biçiliyor
Ketsueki-gata yaklaşımında dört temel kan grubuna belirli kişilik özellikleri yükleniyor. A grubundakiler dakik, sabırlı, hassas, sadık ve sorumluluk sahibi kişiler olarak tanımlanırken, O grubuna mantıklı, organize, iyimser, özgüvenli ve rekabetçi özellikler atfediliyor. AB grubundakilerin daha sanatsal, ciddi ve düşünceli fakat aynı zamanda kararsız olduğu kabul edilirken, B grubunda ise yaratıcılık, tutku, bireysellik ve maceracı karakter ön plana çıkıyor.
Bilimsel çalışmalar ne diyor?
Kan gruplarıyla kişilik arasında bağ kurma fikrinin ortaya çıkışı, 20. yüzyılın başlarında Avusturyalı hekim Karl Landsteiner'ın ABO kan gruplarını keşfetmesinin ardından hız kazandı. 1920'lerde Takeji Furukawa, kan grupları ile mizaç arasındaki olası ilişkiyi ele alan bir makale yayımladı. Çalışma yöntem açısından eleştirilse de ortaya attığı düşünce toplumda geniş karşılık buldu.
Konu ilerleyen yıllarda bilimsel araştırmalara da taşındı. Hirosaki ve Kumamoto üniversitelerinden araştırmacıların 2015'te yayımladığı bir çalışmada, sebatkarlık ile bazı kan grupları arasında istatistiksel bir ilişki saptandı. Ancak araştırmacılar ve uzmanlar, görülen bağlantının farklı nedenlerle açıklanabileceğine dikkat çekti.
Daha geniş katılımlı araştırmalar ise kişilik ile kan grubu arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı sonucuna işaret ediyor. Japonya ve ABD'den 10 binden fazla kişinin yer aldığı 2014 tarihli anket çalışmalarında, kan grubunun kişilik farklılıklarını açıklama oranının yüzde 0,3'ün altında kaldığı belirlendi.
Son yıllarda yapılan anketler, Japonya'da kan grubuna dayalı kişilik inancının eski gücünü yitirdiğini gösteriyor. Yine de ketsueki-gata tamamen ortadan kalkmış değil; bilimsel dayanağı bulunmamasına rağmen Japon popüler kültürünün tanıdık unsurlarından biri olmayı sürdürüyor.