Kızıl Gezegen'e yapılması planlanan yolculuklarda en büyük endişelerden birini astronotların karşılaşabileceği anlık sağlık sorunları. Dünya'dan milyonlarca kilometre uzaktayken acil dönüş imkanı bulunmadığı için uzay insanlarının teşhis süreçlerini kendi başlarına yürütmeleri hayati öneme sahip.
Mayo Clinic araştırmacılarının liderliğinde yürütülen ve sonuçları Radiology dergisinde paylaşılan son çalışma, bu soruna somut bir çözüm sundu. SpaceX ve Fram2 ekibinin katkılarıyla gerçekleştirilen testler, taşınabilir röntgen teknolojisinin sıfır yer çekimli ortamda başarıyla çalıştığını kanıtladı.
Geleneksel röntgen cihazları; devasa boyutları, yüksek radyasyon yayma riskleri ve sarsıntı anında net görüntü verememeleri sebebiyle uzay uçuşlarında tercih edilmiyor. Bu nedenle görevlerde yıllarca sadece jel ve film yardımıyla çalışan ultrason sistemlerinden faydalanıldı. Ancak geliştirilen yeni nesil küçük cihaz, son derece az bir eğitimle astronotlar tarafından kolayca kullanılabiliyor. Üstelik bu taşınabilir sistemler tıbbi taramaların yanında, arızalanan ekipmanların iç mekanizmalarını parçalamadan incelemek adına da harika bir imkan sağlıyor.
İnsan vücudundaki kalıcı değişimlere karşı yerinde teşhis
Uçuş öncesinde ve görev esnasında el, karın, göğüs gibi farklı vücut bölgelerinden alınan çekimler bağımsız radyologlarca incelendi. Yapılan detaylı analizler; uzay şartlarında elde edilen görüntüler ile yer yüzünde çekilenler arasında netlik, kontrast ve çözünürlük bakımından hiçbir fark bulunmadığını gösterdi.
Yer çekimsiz ortamda uzun süre kalmak, insan metabolizmasında gen ifadesinden beyin yapısına kadar pek çok kalıcı değişimi beraberinde getiriyor. Denge bozuklukları ve duyusal kayıplar da bu zorlu sürecin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Uzmanlar, derin uzay görevlerini daha güvenli kılabilmek adına astronotların birbirini tedavi etmesini sağlayacak donanımları geliştirmeye devam edeceklerini açıkladı.