COVID-19 salgını sırasında geliştirilen mRNA aşıları yıllardır tartışılıyor. Ancak dünya genelinde uygulanan milyarlarca dozun ardından yayımlanan yeni bir inceleme, bu teknolojiyle ilgili en kapsamlı değerlendirmelerden birini ortaya koydu.
Araştırmaya göre mRNA aşıları hem güvenli hem de ciddi hastalıklara karşı etkili. Üstelik bu teknoloji artık sadece COVID-19 ile sınırlı kalmayabilir. Bilim insanları, gripten RSV'ye, bağışıklık sistemi hastalıklarından kansere kadar birçok alanda mRNA tabanlı tedaviler üzerinde çalışıyor.
Milyarlarca dozluk veri incelendi
İnsanlarda yaygın olarak kullanılan ilk mRNA aşıları, 2020 ve 2021 yıllarında onay alan Pfizer-BioNTech ve Moderna'nın COVID-19 aşıları oldu. Bazı kesimler bu sürecin çok hızlı ilerlediğini savunsa da araştırmacılar, mRNA teknolojisinin onlarca yıllık bilimsel çalışmaların sonucu olduğunu vurguluyor.
Bugün dünya genelinde milyarlarca doz uygulanmış durumda. Bu büyük veri sayesinde bilim insanları teknolojinin gerçek etkilerini daha net değerlendirme fırsatı buldu.
Kanada'daki British Columbia Üniversitesi'nden yardımcı doçent Anna Blakney, artık mRNA aşıları hakkında çok güçlü bilimsel kanıtlar bulunduğunu söyledi. Blakney, insanların sağlıklarıyla ilgili soru sormasının önemli olduğunu, bu çalışmanın da doğru bilgiye ulaşmayı amaçladığını belirtti.
Ciddi yan etkiler çok düşük seviyede
Araştırma ekibi, laboratuvar çalışmaları, klinik deneyler ve gerçek yaşam verileri dahil olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden elde edilen çok sayıda çalışmayı bir araya getirdi.
Sonuçlara göre ciddi yan etkiler oldukça nadir görüldü.
Kalp kası ve kalp zarı iltihabı olarak bilinen miyokardit ve perikardit vakaları, Pfizer-BioNTech aşısında milyon doz başına 12,6, Moderna aşısında ise milyon doz başına 35,6 olarak kaydedildi. Araştırmacılar, COVID-19 enfeksiyonu geçiren kişilerde bu rahatsızlıkların görülme riskinin daha yüksek olduğuna dikkat çekti.
Pfizer-BioNTech aşısı sonrası ciddi alerjik reaksiyon görülme oranı milyon dozda 4,7 olarak hesaplandı. AstraZeneca aşısı sonrasında görülen Guillain-Barré sendromu ise milyon dozda 38 vaka seviyesinde kaldı.
Bunun dışında en sık görülen yan etkiler kol ağrısı, yorgunluk ve ateş oldu. Bu belirtilerin de çoğunlukla birkaç gün içinde kaybolduğu belirtildi.
Hastaneye yatış ve ölüm riskini önemli ölçüde azalttı
İnceleme, mRNA aşılarının COVID-19'un ağır geçirilmesini önlemede yüksek başarı gösterdiğini de ortaya koydu.
Araştırmaya göre aşılar:
-
COVID-19 enfeksiyonuna karşı yüzde 87,
-
Hastaneye yatışa karşı yüzde 93,
-
Ölüme karşı ise yüzde 94 oranında koruma sağladı.
Bu korumanın zamanla azaldığı da belirtildi. Özellikle Omicron gibi yeni varyantların ortaya çıkmasıyla enfeksiyona karşı koruma oranı yüzde 67'ye, hastaneye yatışa karşı koruma ise yüzde 72'ye kadar geriledi.
DNA'yı değiştirdiği iddiasına açıklık getirildi
Araştırmacılar, mRNA aşılarıyla ilgili en yaygın iddialardan birine de açıklık getirdi.
Çalışmaya göre mRNA aşıları insan DNA'sını değiştirmiyor. Aşıdaki mRNA, hücrelere virüsün zararsız bir parçasını üretmesi için kısa süreli talimat veriyor. Böylece bağışıklık sistemi virüsü tanımayı öğreniyor.
Araştırma ayrıca hem mRNA'nın hem de onu taşıyan yağ tabakasının görevini tamamladıktan sonra kısa sürede vücuttan temizlendiğini belirtiyor.
Sıradaki hedef farklı hastalıklar
Araştırmanın dikkat çeken bölümlerinden biri de mRNA teknolojisinin geleceği oldu.
Bilim insanları şu anda pankreas kanseri, kuş gribi, RSV ve farklı bağışıklık sistemi hastalıkları için mRNA tabanlı yeni aşı ve tedaviler üzerinde çalışıyor. Devam eden klinik araştırmaların olumlu sonuç vermesi halinde bu teknoloji önümüzdeki yıllarda çok daha geniş bir kullanım alanına ulaşabilir.
Araştırmacılar, mRNA platformunun artık yalnızca COVID-19 için değil, yeni nesil ilaç ve tedavilerin geliştirilmesinde de önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyor.
Çalışma, tıp dergisi The Lancet'te yayımlandı.