Sadece 1 tane var: Yuvarlak kapılı Rolls-Royce neden bu kadar özel?

İlk nesil Phantom I üzerine inşa edilen Round Door Rolls-Royce, standart modelden tamamen farklı bir gövdeye sahip. Yaklaşık 6 metre uzunluğundaki otomobil, yuvarlak kapıları, yelpaze biçimli camları ve tek örnek oluşuyla bugün paha biçilemez kabul ediliyor.

Sadece 1 tane var: Yuvarlak kapılı Rolls-Royce neden bu kadar özel?

Bazı otomobiller nadir olduğu için değerlidir, bazıları ise başlı başına eşsizdir. Rolls-Royce’un “Round Door” adıyla bilinen özel Phantom I modeli ikinci gruba giriyor. Dünyada yalnızca bir örneği bulunan otomobil, klasik Phantom çizgisinden tamamen kopan gövdesi ve dairesel tasarım detaylarıyla markanın tarihindeki en sıra dışı araçlardan biri kabul ediliyor.

Temelini 1925 yılında tanıtılan ilk nesil Phantom I oluşturuyor. Ancak araç, 1930’lu yıllarda Belçikalı karoser üreticisi Jonckheere tarafından neredeyse baştan yaratıldı. Standart modeldeki köşeli ve geriye açılan kapıların yerini büyük, yuvarlak kapılar aldı; gövde ise Art Deco çizgilerini öne çıkaran çok daha gösterişli bir forma kavuştu.

Tasarımın her yerinde dairesel detaylar var

Yaklaşık 6 metre uzunluğa ve 2,5 tona yaklaşan ağırlığa sahip otomobil, boyutları nedeniyle kullanımı kolay bir araç değil. Büyük ön ızgara, yüksek arka yüzgeç ve uzun gövde yapısı manevra kabiliyetini ciddi biçimde sınırlıyor. Aracın tasarımında yuvarlak kapılar yalnızca başlangıç noktası. Yelpaze biçiminde açılan yan camlar, iki ayrı açılır tavan ve özel bagaj seti için tasarlanmış yandan açılan bagaj kapağı da aynı estetik anlayışın parçaları arasında.

Motoru çalıştırmak için de modern otomobillerdeki kadar basit bir işlem yeterli değil. Bir dizi şalterin doğru sırayla ayarlanması gerekiyor. Bu karmaşık yapı, otomobilin dönemin mühendislik anlayışını ve tamamen el işçiliğine dayanan karakterini yansıtıyor.

Round Door Phantom, tasarım özellikleri sayesinde Concours d’Elegance kapsamında da ödül aldı ve zamanla yalnızca bir otomobil değil, Art Deco döneminin hareketli bir sanat eseri olarak görülmeye başladı.

Hurdalıktan müzeye uzanan hikaye

Aracın geçmişi de tasarımı kadar dikkat çekici. Round Door Phantom farklı dönemlerde Dodge markasının eski sahiplerinden Anna Dodge ve Nanpara Racası gibi isimlerin eline geçti. Bir dönem değerini kaybederek hurdalıkta unutulan otomobil, daha sonra yeniden keşfedildi ve restore edildi. 2001 yılından bu yana Petersen Otomotiv Müzesi koleksiyonunda sergileniyor.

İlk nesil Phantom I modelinden toplam 3 bin 512 adet üretilmiş olması seriyi zaten nadir hale getiren bir durum. Ancak Jonckheere tarafından dönüştürülen Round Door versiyonundan yalnızca tek bir örnek var.

Otomobil satışa sunulmayacak ve kesin bir piyasa değeri de söz konusu değil. Buna rağmen eşsizliği, geçmişi ve tasarım özellikleri nedeniyle günümüzün en pahalı özel üretim otomobillerinin ötesinde bir koleksiyon değeri taşıdığı kabul ediliyor.