Şimdi de uzaya solucan gönderdik!

Derin uzayın ölümcül radyasyonu ve yerçekimsizliğiyle baş etmek için ilginç bir yöntem daha: Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilen mikroskobik solucanlar, insanların Ay ve Mars’ta nasıl sağlıklı kalabileceğine dair en kritik genetik ipuçlarını dünyaya göndermeye başladı bile...

Şimdi de uzaya solucan gönderdik!

İnsanoğlunun Ay ve Mars hayallerine ulaşması, sadece devasa roketlere değil, aslında gözle görülemeyecek kadar küçük canlılardan gelecek verilere dayanıyor. Gelecekteki kalıcı uzay kolonilerinin güvenliğini test etmek amacıyla, toprakta yaşayan bir milimetrelik mikroskobik solucanlar Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderildi.

SpaceX’in kargo görevine eşlik eden bu özel yolcular, derin uzayda insan vücudunun nasıl tepki vereceğini anlamak için adeta birer "canlı sensör" görevi görecek. Bilim insanları, bu minik canlılar sayesinde astronotların sağlığını tehdit eden radyasyon ve kas kaybı gibi riskleri önceden saptamayı hedefliyor.

"Caenorhabditis elegans" türündeki bu solucanlar, sadece bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki gelişmiş bir yaşam ünitesinin içerisinde yolculuk yapıyor. Deneyin en ilginç tarafı, bu ünitenin istasyonun içine değil, doğrudan dış yüzeyindeki platforma yerleştirilecek olması. Tam 15 hafta boyunca dondurucu soğuğa ve yoğun radyasyona maruz kalacak solucanlar, zorlu koşullarda hayatta kalma mücadelesi verecek. Exeter ve Leicester Üniversitelerinden araştırmacıların tasarladığı bu sistem, minik deneklerin besin ve su ihtiyacını otomatik olarak karşılarken, ısılarını da sabit tutuyor.

Genetik hasarlar anlık takip edilecek

Bu çalışmayı klasik deneylerden ayıran asıl teknoloji ise solucanların hücrelerindeki değişimi anlık olarak yeryüzüne aktarabilmesi. Hücrelerden yayılan floresan sinyalleri yakalayan minik kameralar sayesinde, yerçekimsizliğin genler üzerindeki tahribatı gerçek zamanlı izlenebilecek. Birleşik Krallık Uzay Ajansı, elde edilecek verilerin uzaydaki görme bozuklukları ve DNA hasarı gibi sorunlara karşı yeni ilaçların kapısını aralayacağını vurguluyor.