Bilimkurgu sinemasının gidişatını değiştiren yapımların arkasında genellikle uzun süren prodüksiyon sancıları ve beklenmedik hukuki süreçler yer alır. Yönetmen Steven Spielberg imzalı sinema klasiği, Üçüncü Türden Yakınlaşmalar (Close Encounters Of The Third Kind), vizyona girdiği dönemden bu yana türe yön veren en önemli eserlerden biri olarak kabul görüyor.
Fakat bu yapımın tüm dünyada tanınmasını sağlayan ikonik ismi, aslında en başta düşünülen başlık değildi. Spielberg, senaryonun ilk taslakları üzerinde çalışırken hikayesini çok daha farklı bir felsefe üzerine inşa etmeyi planlamıştı. Sinema dünyasında markalaşma süreçlerinin en ilginç örneklerinden birini oluşturan bu değişim, zorunlu bir kararın bir başyapıtı nasıl daha güçlü hale getirebileceğini kanıtlıyor.
Ünlü yönetmen, projenin ilk aşamalarında 1950'li yılların siyah beyaz sinema kültürüyle bir bağ kurmak istedi. Bu doğrultuda, dönemin popüler klasiği "The Thing From Another World" yapımının kapanış sahnesinde geçen bir replikten ilham aldı. Spielberg'ün ilk tercihi, o dönem uzaydan gelebilecek tehlikelere ve yaşanan kozmik huzursuzluğa gönderme yapan "Gökyüzünü İzleyin" (Watch the Skies) başlığıydı. Bu isim sinema salonlarında yankılanacak bir uyarı niteliği taşısa da hukuki engeller projenin yönünü tamamen değiştirdi.
Gökbilimci ve ufolog Dr. J. Allen Hynek, uzaylılarla kurulan temasları bilimsel temellere dayandırdığı "The UFO Experience" isimli bir kitap kaleme almıştı. Hynek'in avukatları, kitapta yer alan bilimsel sınıflandırma sisteminin hakları için yapımcı şirket Columbia Pictures ile temasa geçti. Gerçekleştirilen resmi görüşmelerin ardından stüdyo, bu bilimsel kategorizasyonun isim haklarını satın aldı. Süreç, Dr. Hynek'in filme teknik danışman olarak katılmasıyla daha da profesyonel bir boyuta ulaştı. Yapılan bu zorunlu değişiklik, eserin sinema tarihindeki yerini sabitleyen bir dönüm noktası oldu.
İstilacı canavarlar yerine evrensel bir iletişim
İlk başta düşünülen başlık izleyicide korku, şüphe ve istila odaklı bir algı yaratma riski taşıyordu. Oysa Spielberg'ün sinematografik vizyonu, insanlığı tehdit eden canavarları anlatmanın çok ötesindeydi. Yönetmen, gelecekte çekeceği E.T. filminde de uygulayacağı üzere, Dünya dışı varlıkları birer düşman olarak görmüyordu. Onları, insanlığın iletişim kurması ve anlaması gereken muazzam bir keşif unsuru olarak tasarlamıştı. Yeni isim, hikayeyi korku sinemasından çıkarıp felsefi ve bilimsel bir zemine oturttu. Bu sistemde "Üçüncü Türden Yakınlaşmalar", evrendeki canlılarla yüz yüze gelme ve doğrudan temas kurma anını simgeliyordu.
Gördüğü büyük ilginin ardından 1980 yılında sinema salonlarına yeni sahneleriyle geri dönen özel versiyon da bu hafızalara kazınan ismi korudu. Spielberg, o dönem yakın dostu George Lucas ile girdiği gişe iddiasını kaybetmiş olsa bile, seçilen bu terminolojik isim sayesinde bilimkurgu dünyasında silinmeyecek bir iz bırakmayı başardı.