Terminatör’ün gölgesinde kalan 5 bilim kurgu filmi
Terminator ve E.T. kadar konuşulmadılar ama 80’lerin bu unutulan bilim kurgu filmleri zaman yolculuğundan nükleer felakete kadar çarpıcı hikayeler sunuyor.
1980’ler bilim kurgu sineması için büyük bir dönemdi. The Terminator, E.T., Star Trek II ve Mad Max gibi yapımlar türün zirvesine çıktı. Ama bu parlak dönemde bazı filmler geri planda kaldı. Oysa bu yapımlar da en az ünlü rakipleri kadar ilginç fikirler taşıdı.
Bu filmler farklı bilim kurgu türlerine uzanıyor. Kimi bilinç sınırlarını zorluyor, kimi zaman yolculuğunu bambaşka bir yere taşıyor, kimi ise nükleer felaketin dehşetini sert biçimde gösteriyor. Ortak noktaları ise sadece eğlendirmekle kalmayıp gerçek dünyaya dair sert sorular sormaları.
Altered States (1980): Bilinç deneyinin kontrolden çıktığı film
William Hurt’ün başrolünde olduğu Altered States, bilimsel merak ile insan zihninin karanlık tarafını bir araya getiriyor. Filmde bir bilim insanı, halüsinojenler ve duyusal yoksunluk tankı kullanarak zihninin derinliklerine inmeye çalışıyor. Ancak deneyler ilerledikçe yaşadığı değişimler gerçek dünyaya taşmaya başlıyor.
Film bugün bile güçlü kalmayı başarıyor çünkü sadece görsel tuhaflık sunmuyor. Gerçeklik nedir, insan zihni nereye kadar gider gibi sorular soruyor. Eski efektleri yer yer yaşını gösterse de rahatsız edici atmosferi ve beden korkusu sahneleri hâlâ etkili.
Trancers (1984): Zaman yolculuğuna farklı yaklaşım
Trancers ilk bakışta düşük bütçeli bir B filmi gibi görünüyor. Ama kullandığı zaman yolculuğu fikri dikkat çekiyor. Bu evrende insanlar fiziksel olarak geçmişe gitmiyor. Bunun yerine bilinçlerini atalarının bedenine gönderiyor.
Film, 23. yüzyıldan gelen polis Jack Deth’in suçlu Martin Whistler’ı durdurmak için 1985’e dönüşünü anlatıyor. Hikaye çılgın görünebilir ama film, bilim kurgu ile dedektif noir havasını birleştirerek farklı bir ton yakalıyor. Eğlenceli, sert ve kendine has bir yapım.
Threads (1984): Bilim kurgunun en sert yüzlerinden biri
Threads, nükleer savaş sonrası hayatı neredeyse belgesel sertliğinde ele alıyor. Bir televizyon filmi olmasına rağmen etkisi oldukça ağır. Film, nükleer saldırının ilk anlarını değil, sonrasında toplumun nasıl çöktüğünü merkeze alıyor.
Radyasyon, açlık, hastalık ve düzenin tamamen yok oluşu film boyunca izleyiciyi sarsıyor. Eğlence arayanlar için değil. Ancak bilim kurgunun uyarıcı gücünü görmek isteyenler için oldukça güçlü bir yapım.