"The Last of Us" dizisiyle popülerlik kazanan mantar kaynaklı zombi senaryosu, pek çok kişinin aklına şu soruyu düşürdü: Doğada karıncaları kontrol altına alabilen bir mantar, günün birinde insanlığı da benzer bir uçuruma sürükleyebilir mi? Kurgusal dünyaların ürkütücü atmosferi, çoğu zaman bilimsel gerçeklerle kesişse de biyolojik engeller bu felaketi şimdilik masallara hapsediyor.
Bilim dünyasında Ophiocordyceps unilateralis adıyla bilinen bir parazit, özellikle Asya'nın nemli bölgelerinde ve tropikal kuşaklarda yaşamını sürdürüyor. Asırlardır geleneksel Çin tıbbında da kullanılan bu tür, aslında oldukça ilginç bir yaşam döngüsüne sahip. Genç karıncaların üzerine yerleşen mantar sporları, canlının dış iskeletini delerek içeri sızıyor ve ardından sinir sistemi üzerinde tam hakimiyet kuruyor.
Karınca, mantarın kimyasal sinyalleriyle adeta bir kuklaya dönüşüyor. Yuvasını terk eden zavallı canlı, yüksek bir noktaya tırmanıp bir yaprağa tutunarak son nefesini veriyor. Mantar ise karıncanın vücudundaki tüm besini emdikten sonra, canlının kafasından dışarı doğru büyüyerek sporlarını etrafa saçıyor. Bu korkutucu süreç, yeni kurbanlar için döngünün tekrar başlamasına olanak sağlıyor.
İnsan anatomisi kusursuz bir kalkan mı?
Dizideki senaryonun aksine, mantarların bir insanı yönetmesi biyolojik olarak neredeyse imkansız. Karıncaları yönlendirmek üzere milyonlarca yıllık bir evrimsel süreçten geçen bu mantarlar, insanların karmaşık fizyolojisi karşısında çaresiz kalıyor. Karıncalar için hazırlanan o özel kimyasal kokteyller, insan beyninde herhangi bir karşılık bulmuyor.
Ayrıca insan vücudunun sahip olduğu yüksek sıcaklık ve gelişmiş bağışıklık sistemi, bu tür parazitler için aşılması güç engeller demek. Elbette mantar enfeksiyonlarına karşı tamamen bağışık değiliz; ancak yaşadığımız bu sorunlar, zombileşme gibi sistemik bir kontrolün yanına bile yaklaşamıyor.
Özetle, insanlığın bir mantar salgınıyla zombiye dönüşmesi gerçeği, şimdilik sadece ekranlarda heyecan verici bir hikaye olarak kalacak...