Masaüstü Linux'un gelişim tarihi...

Windows'un gelişim tarihini biliyoruz. Peki Linux bugünlere nasıl geldi. İşte Linux'un gelişimi...

Masaüstü Linux'un gelişimi

Linux kullanıcıları, zihinlerinde 1998 yılına dönerlerse Linux dünyasının görsel zevkten tamamen uzak olduğunu hatırlayacaklardır.

O günlerde Linux'u, yaklaşık 40 disketle ve tüm her şeye baştan başlamanızı gerektirecek bir sorun çıkmaması için dua ederek kuruyordunuz. Bu uzun kurulum sürecinin sonundaysa, pek de kullanıcı dostu olmadığını tahmin edeceğiniz kullanıcı arabirimi ile karşılaşıyordunuz.

Aynı günlerde Windows cephesinde, Windows 95 egemenliği devam etmekteydi ve Windows 98 yeni yeni kullanılmaya başlanmıştı. Linux'un kullanıcı arayüzü ise, Windows'un grafiksel arayüzüne alışmış olan yeni nesil kullanıcılara pek hitap edemiyordu.

Linux dünyasında çalışmakta olan arkadaşlarımız da sonunda ekran kartlarının gücünü nasıl kullanabileceklerini çözebilmişler ve tüm dünyanın artık alıştığı grafiksel kullanıcı arayüzünü oluşturmak için canla başla çalışmaya başlamışlardı.

Linux nasıl güzelleştirildi?

Linux'u grafiksel olarak geliştirme çabaları, X ile ilk meyvesini vermişti ancak bu tek başına yeterli olmaktan uzaktı. Gerçekten kullanışlı olacak bir arayüz için, X ile çalışabilek bir pencere yöneticisine ihtiyacınız vardı.

Windows dünyasının aksine, X çok sayıda pencere yöneticisi ile birlikte çalışabiliyordu ve bu özelliği sayesinde çok sayıda girişime aracı olmuştu. Bazıları basit, bazıları karmaşıktı, bir kısmı ise Windows'un kullandığı sistemi kopyalamayı denemişlerdi. Bu yaratıcılık patlamasının arasından çıkan iki grafiksel arayüz ise açıkça diğerlerinin arasından sıyrılmayı başararak popüler olmuşlardı: KDE ve Gnome.

İkisi de tamamıyla işleyen ve kullanıcılar açısından mükemmel olan bu grafiksel arabirimler, zamanla birbirinden tamamen ayrı ve çok küçük benzerlikler dışında, farklı dünyalara dönüşmüşlerdi. İkisi de aynı sorunları kendine özgü yöntemleriyle çözmüştü ve bu durumun değişmesi gerekiyordu.

Linux topluluğu günden güne büyürken iki farklı ekibin aynı sorunları birbirinden farklı yöntemlerle çözmesi ve aynı işlemleri farklı yollarla yapması adeta çılgınlıktı. Neyse ki sorunun çözümü çok da uzak değildi.

Arayüzleri birleştirmek

freedesktop.org projesi Linux'un gelişiminde çok önemli bir adım oldu.

Gün geçtikçe daha çok geliştiricinin çoklu masaüstü ortamlarına içerik geliştirdiği bir dönemde, freedesktop.org projesi duyuruldu. Proje, geliştiricilerin masaüstünden bağımsız uygulamalar tasarlamalarına imkan tanıyordu. Proje; wiki, kod paylaşım sunucusu, e-posta yoluyla tartışma listeleri ve IRC kanalları gibi iletişim ve geliştirme imkânları sunuyordu.

Yazılımcılar açısından freedesktop.org'un en büyük getirisi, ortak iletişim sistemiydi. O dönemde masaüstü geliştiricilerin yüzleştiği en büyük sorun uygulamaların birbirleriyle nasıl iletişim kuracağıydı.

KDE, bu sorunu DCOP olarak adlandırdığı bir sistemle çözmeyi denedi. Sistem, uygulamaların birbiri arasında haberleşebilmesini sağlıyordu. DCOP; KDE üzerinde sorunsuz çalışmasına rağmen ne yazık ki başka bazı sorunlarla karşı karşıya kaldı. Bu sistem, çoklu masaüstü ortamlarındaki farklı uygulamaların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayamıyordu ve bu yüzden D-BUS projesi doğdu.

D-BUS; DCOP'un tek bir çekirdekte çoklu masaüstü ortamlarında çalışan eşdeğeriydi. Bu yeni iletişim sistemi, ortak bir dil ve iletişim kanalı kullanarak tüm uygulamaların birbiriyle haberleşebilmesini sağlıyordu. D-BUS, kısa sürede heyecan dolu bir geliştirme süreci yaşamış ve sonunda freedesktop.org'un standardı haline gelmişti. Bunu takiben KDE ve Gnome ortamlarında bir standart halini aldı. Bu gelişme, masaüstü açısından ileriye yönelik atılmış dev bir adımdı.

Masaüstüne makyaj

Tüm bu çoklu masaüstü çalışmaları, masaüstü Linux'larda heyecan verici bir değişimi de beraberinde getirmişti. Birçok kullanıcının uzun süredir boğuştuğu sorunlar çözülmüştü. USB aygıtların otomatik tanınması sağlanmış, kablosuz ağlar birkaç tıkla kurulabilir olmuş, yazılım kurmak çocuk oyuncağı haline gelmişti. Bu durum kullanıcıların da daha ilgili ve katılımcı olmalarını sağlamıştı.

Ubuntu dünyası, tüm bu gelişmelerin ön cephesinde olmaya çalışmış ve yenilikleri kullanıcılara ulaştırmada öncülük etmişti. Ubuntu, devrim yaratan bir hareketle, açık kaynaklı yazılımları alarak eksiksiz bir işletim sistemi oluşturmuş ve tüm kullanıcıların ihtiyacını karşılamasını sağlamıştı.

Ubuntu'nun kurucusu Mark Shuttleworth, bu devrime odaklanmış ve sonraki adımı olarak Ayatana projesini kurmuştu. Fikir basitçe, bir mühendislik ve tasarım ekibini toplayıp kullanıcı arayüzünü geliştirmek ve bunu yüksek kalite standartlarıyla yapmaktı.

Bu girişim, hem Mark Shuttleworth, hem de şirketi (Canonical) için yepyeni bir adım olacaktı.

Ayatana

Ayatana projesiyle, Canonical tarafından kapsamlı bir tasarım ekibi oluşturuldu. Takım üyeleri birbirinden çok farklı geçmişlere sahiplerdi. Farklı şirketlerden gelmiş tasarımcılar, yazılım geliştiriciler ve diğer herkes bir araya gelmişti.

Ekibin ortaya çıkardığı ilk proje, uyarı baloncuklarına yepyeni bir yaklaşım getiren Notify OSD olmuştu.

Notify OSD, Gnome masaüstünde alışılan, sıkıcı sarı renkli uyarı balonlarını yepyeni bir bakış açısıyla yeniden tasarlamıştı. Artık kullanıcıyı rahatsız eden uyarı balonlarını kapatmak için tıklamak yerine, kullanıcıyı rahatsız etmeden, yarı şeffaf bir şekilde bekleyen uyarı balonlarıyla etkileşime geçmek için imleci üzerine getirmeniz yetiyordu.

Notify OSD'nin ilk sürümünün, yeni Ubuntu sürümüyle birlikte gelmesinin ardından Kubuntu da, teknolojiyi KDE üzerinde kullanmak istedi.

Neyse ki Ayatana ekibi, Notify OSD'yi çoklu masaüstlerine uygun tasarlamıştı ve Kubuntu basitçe bunu alarak kendi KDE masaüstüne yerleştirmişti.

Bildirim alanı ve menüler

Ayatana ekibi elbette kendilerini uyarı balonlarıyla sınırlamadılar. Sonraki hedefleri, sistem bildirim alanını iyileştirmekti. Bu alan, Linux masaüstlerinde adeta çöplüğe dönebiliyordu. Programların başlatılması ve kullanımı konusundaysa sayısız farklı uygulama yöntemi söz konusuydu.

Bildirim alanındaki simgelerle, uygulama simgeleri aynıydı ve bu renkli simgeler çoğu zaman kullanılan arayüz teması ile karışabiliyordu. Ayatana ekibi, tüm bu sorunları yine çoklu masaüstü yöntemiyle çözmek istiyordu.

Bildirim alanı menüleri artık daha tutarlı olmuştu ve kullanıcıların menüyü görmek için sağ tuşa mı, sol tuşa mı tıklayacağı konusunda yaşadıkları kargaşayı da sona erdirmişti. Getirdiği birçok yenilik ve görsel gelişim sayesinde, daha istikrarlı ve keyifli bir kullanıcı deneyimi elde edilmişti.

Bu teknoloji de hazır olduğunda, yine Ubuntu ile birlikte yayınlanmış ve kullanıcılara ulaşmıştı. Uygulama geliştiricileri de günden güne bu yeni ve tamamen açık sisteme ayak uydurmuş, avantajlarından faydalanmışlardı.

Çoklu masaüstü yaklaşımının en büyük getirisi ise, bu teknoloji sayesinde uygulama geliştiricilerin çoklu masaüstlerini daha kolay destekleyebilmelerini sağlamıştı. Örneğin KDE için tasarlanan bir yazılım Gnome üzerinde kullanıldığında, bildirim menüleri ve ikonlar Gnome üzerine aktarılabiliyordu. Tabi, bu geçişin tam tersi de mümkündü.

Sistem bildirim alanı

Ses menüsünden şarkılarınızı takip etmek ve geçiş yapmak mümkün.

Bir başka yenilik ise, sistem göstergelerinde gerçekleşti.

En önemli değişikliklerden birisi mesajlaşma menüsüydü. Küçük bir zarf simgesi, tüm mesajlarınızı bir arada topluyordu. Bununla birlikte, uygulamalar da bu alanı kullanabiliyor, kaç e-postanız olduğunu, sosyal ağ mesajlarınızı ve anlık mesajlaşmalarınızı burada görebiliyordunuz. Bir kez daha çoklu masaüstü sayesinde, herhangi bir uygulamanın mesajlaşma menüsünü kullanabilmesi sağlanmıştı.

Ayatana projesi kapsamında, başka sistem göstergeleri de tasarlanmıştı.

Ses menüsü bunlara iyi bir örnek olabilir. Bu menü sadece sesleri ayarlayabilmenize imkân vermekle kalmıyor, ayrıca o anda dinlemekte olduğunuz şarkıyı gösterip, şarkılar arasında geçiş yapmanızı sağlıyordu. Bu oldukça kullanışlı bir yenilikti, çünkü rastgele veya bir listeden sırayla şarkı dinleyenler, müzik oynatıcısını açma ihtiyacı duymuyordu. Bu özellik sayesinde, müzik oynatıcınızı küçültebiliyor ve geri kalanını ses göstergesinden halledebiliyordunuz.

Uygulama menüsü

Ayatana projesinin odaklandığı son menü değişikliği ise uygulama menüleri oldu. Ayatana'nın bu konudaki başarısı, günümüz netbook'larını da etkiledi.

Netbook'larda ve diğer küçük formlara sahip cihazlarda, dikey ekran alanı oldukça kısıtlıdır ve bu durumda, uygulama menüsünü ekranın üst kısmına koymak oldukça yer tasarrufu sağlar. Ubuntu Unity'de de bu özellikten faydalanıldı.

Geliştirilen bu uygulama menüsü hemen hemen bütün uygulamalarda kullanılabiliyordu. Bu sayede herhangi bir uygulamayı, bu yeni uygulama menüsü ile çalıştırırsanız uygulama paneli otomatik olarak bu menüde açılıyordu.

Diğer yenilikler gibi, uygulama menüleri de çoklu masaüstü ortamına uygun tasarlandı. Böylece KDE uygulamasını Gnome üzerinde çalıştırmanız durumunda veya tam tersi durumda, menüler ve simgeler sorunsuz ve işlevsel şekilde yeni uygulama menüsünde gösterilebiliyordu.

Geçen üç yılda, Ayatana ekibi günden güne güçlendi ve gelişti. Notify OSD'nin tasarlandığı dönemde, Canonical ekibi ile Linux topluluğu arasında iletişim çok azdı. Bu durum bazı sıkıntılara sebebiyet veriyordu.

Neticede tüm bunlardan ders alabilen Linux dünyası artık yeni teknolojileri ilk olarak Linux topluluğuyla tartışmaya başladığı gibi, program kodları da en kısa sürede yayınlanmaya başlandı. Örneğin bir geliştirme çalışması başladığında, kodlar birkaç hafta içinde yayınlanıyor ve Linux topluluğu en kısa sürede kodlar üzerinde oynamaya ve onları geliştirmeye başlayabiliyordu.

Her şeyden de önemlisi, kurulan ekip tarafından yapılan tüm geliştirmeler kısa sürede yaygınlaştı ve gelişim süreci devam etti. Zira tüm geliştirmeler Ubuntu ile birlikte kullanıcılara sunuluyordu.

İleriye bakış

Linux, dokunmatik desteğiyle tablet bilgisayarlara da girdi.

Masaüstü Linux olarak çok yol kat edildi. Grafiksel kullanıcı arayüzünün en başta Linux dünyasına girmesi ve yarattığı yenilik adeta dün gerçekleşmiş gibi. Diğer yandan, bu modern arayüzün bulunmadığı, kullanımın ve uygulamalara erişimin bu kadar kolay olmadığı günler de bir o kadar uzak görünüyor.

Tüm bu devrimi, bütün Linux topluluğu güç birliğiyle gerçekleştirdi. Herkes için daha iyi bir deneyim yaratma arzusundan ilham alındı ve gerçekleştirilen yenilikler amacına ulaştı. Bu güne kadar çok büyük bir gelişim yaşandı ve bu gelişim gelecekte de devam edecek.

Linux, durdurulamaz bir güç haline geldi. 1998 yılının aksine, bugün çok büyük bir teknoloji desteği ve tüm kullanıcılara ulaşma imkânı bulunuyor.

Tüm bunların yanında, Linux dünyasının girebileceği donanımlar çok zenginleşti. Dizüstü bilgisayarlar, masaüstü bilgisayarlar, netbook'lar, tabletler, telefonlar ve hatta ev aletleri. Dünya gelişiyor ve Linux dünyası da büyüyen bir güçle buna ayak uyduruyor. Belki de 5 yıl sonra geçmişe baktığımızda, bugünden itibaren yaşanacak gelişmelerin boyutu yine hepimizi büyüleyecek.

Atilla Malkoç

Okuyucu Yorumları

Toplam 23 Yorum

Bütün linuxçu penguenler toplanıp linux kernelinden tek bir işletim sistemi çıkartsalar, daha sonra ihtiyaca göre kullanıcılar bu sistemi (ubuntu, mint, suse vs. gibi değil) ihtiyaçlarına göre özelleştirseler, her birinde ayrı yazılmış yarım yamalak programlar yerine tek bir app market kullanılsa böylece yazılımlarda uzmanlaşmış bir bakış açısı gelişse o zaman linux 40 fırın ekmeği bitirmiş olacak.O güne kadar ayrılmış dal parçaları gibi tek tek kırılmaya mahkum bu penguenler.

gui = pazar payı...

Oyun ve tasarım dışında sadece Ubuntu kullanırım. Eğer yeni çıkan oyunların Linux versiyonu çıkarsa ve Adobe'nin linux versiyonu yapılırsa Windows'a hiç ihtiyaç duymayacağım.

Pardus Tüm Linux Sürümlerine bedel özellikle 2011 sürümü

GNU ve Linux'un ne olduğunu ve neden sadece Linux değilde GNU/Linux dendiğini araştırın ve yazdıklarınızı tekrar değerlendirin.

Açık kaynak yazılımlar özgür, güçlü ve cesur yazılımlardır. Felsefesi gereği; kodları açık olduğu için geliştiricisi tarafından terk edilse bile ölmeyip ve hatta dahada güçlenerek hayatta kalırlar.

Özgürlüğünü, cesaretini ve ölümsüz gücünü yeni fikirlere sonuna kadar açık olmasından alır. Nekadar çok çeşitlenir ve yeni fikirler ortaya atılırsa okadar çok güçlenir ve yayılır.

Örnek:

Firefox açık kaynaklı ve aynı zamanda bir Linux uygulamasıdır. Linux, Windows, Mac, Unix, Tablet ve Cep telefonları da dahil olmak üzere bütün ortamlarda çalışır, üstelik Sync sistemi ile hepsini birbirine bağlar ve ayarlarınızı, yer imlerinizi kaybetmeden istediğiniz ortamda çalışmanıza olanak verir. Gördüğünüz gibi açık kaynaklı özgür bir yazılım sadece Linux'u değil bütün platformları kucaklar... (MS IE 9'un terk ettiği XP'yi bile :D)

--------------------------------
Ziyaretçi yazmış:
Bütün linuxçu penguenler toplanıp linux kernelinden tek bir işletim sistemi çıkartsalar, daha sonra ihtiyaca göre kullanıcılar bu sistemi (ubuntu, mint, suse vs. gibi değil) ihtiyaçlarına göre özelleştirseler, her birinde ayrı yazılmış yarım yamalak programlar yerine tek bir app market kullanılsa böylece yazılımlarda uzmanlaşmış bir bakış açısı gelişse o zaman linux 40 fırın ekmeği bitirmiş olacak.O güne kadar ayrılmış dal parçaları gibi tek tek kırılmaya mahkum bu penguenler.
Bugün 01:06

linux kernelinden tek bir işletim sistemi çıkarmak diye birşey olamaz. Her işletim sisteminin tasarımı, gerçekleştirimi farklı kernel aynı olsa bile. Linux'un bu kadar türevi olmasının sebebi de problemlerin çözümündeki farklı yaklaşımlar. En güzel tasarım diye bişey olamayacağına göre tek bir linux olmayacak.

Nicol bırak bu kuru edebiyatı.

Tek bir Linux sürümünün olması öncelikle GNU / Linux (açık kaynak) mantığına aykırı.

Birden çok linux sistemi olması linux'un gücünün bir parçası. Karnel aynı ama sistem tamamen birbirinden farklı çalışıyor olabilir. Bu açık kaynağın güzelliği. Kullanıcıya da beğendiği, işini en iyi şekilde ve hızlı olarak halledebildiği sistemi kurmak kalıyor.

Autodesk yazılımları linux altında çalışmaya başladığı gün windows'u bırakırım. O güne kadar mecburen windows.
Windows'un saçma sapan hatalarına o güne kadar sabredeceğim...

Linux 10 yıl içinde xp yi 25 yıl içinde de windows7 yi geride bırakacaktır, eğer Microsoftun elleri armut toplarsa 2050 yılı gelmeden herkes linuxa geçmiş olacaktır. Yaşasın kapitalizm beter olsun açık kaynak. Adam gibi bir os yapabilseler windows bikaç kuruş daha ucuz olurdu microsoft linuxu windowsun ne kadar iyi olduğunu göstermek için kullanıyor resmen. Linuxun windowstan sadece bir iyi yanı var, BEDAVA OLMASI.

Bir Debian ve netbsd kullanicisi olarak
(claud) bulut sisteminin gelsimesi ile birlikte Linux yada BSD open source acik kaynak isletim sitemlerinin cok daha hizli gelisip kurulmasina gerek kalmayan aplication'larla daha genis bilgisayar bilgisi fazla olmayan bir tabanada kullanim kolayligi sunacagi icin ucretsiz olasinin avantaji ile kulanici sayisini artiracagina eminim
saygilar

16 Oca 2011 01:06
yarım yamalak programlar yerine tek bir app market kullanılsa böylece yazılımlarda uzmanlaşmış bir bakış açısı gelişse.
O güne kadar ayrılmış dal parçaları gibi tek tek kırılmaya mahkum bu penguenler.
-----------------------------------------------------------------------------
sayin arkadasim bu soyledikelerin zaten mevcut bu bircok taninmis linux sistemlerin pek cogu debian tabanli app mevcut ancak app store diye adalandirilmiyor
ve va zaten GNU catisi altinda bir ortaklikta mevcut ortak kullanim alanlari var. ve zaten pc dunyasinin bir cok standartlari bu ortak calsimlarla kazanilmistir
sorun senin bahsetiginden biraz farkli popilerlilik ve egitim yok
Berkeley universitesi bunyesinde Software Distribution yagni BSD var
Solaris isletim sytemi var ve gelistiricileri oracle dir oracle'in teknoloji dunyasina kattiklari calsimalarini burda saymakla bitmez
evet popilerlilik yok ancak o sistemlerin kotu veya kalitesizligi degil
kulanici zafiyet ve yetenekleri ile ilgili 1990 lardan gunumuze gelen aliskanliklarin degisememsi
saygilar

Evet bırakmak istiyorum, istiyorum;

"Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil."

Bırakamıyorum...

--------------------------
Ziyaretçi yazmış:
Nicol bırak bu kuru edebiyatı.
Dün 18:03

Özgürlük adı altında (bence bencillik) sürüyle linux verisyonu var, hepsini toplasan bir işletim sistemi çıkmıyor ortaya. Bugun KDE'de binlerce bug varken, stabilizasyondan nasibini almamışken sebepsiz yere göklere çıkartan penguenler windows karşısında daha çok beklerler linuxu kullanan artsın diye.

Yok kardeşim, ne yazılımı ne driveri ne de programı doğru duzgun çalışıyor bu linuxun. Çalışsa neden kullanmayaım? Devamlı hata devamlı ayar bozukluğu, 3 penguen orda 5 penguen burda işletim sistemi çıkarılmaz. Bu şey üzerinde binlerce yazılım uzmanı çalışmalı, çeteleşme olduğu sürece daha çok beklersiniz, stabil olacak ta, kullanılabilirlik artacak ta ....

Lütfen makaleyi okumadan yorum yazmayın! Eğer üçüncü sayfaya geçip okusaydınız freedesktop.org projesini görecektiniz. Bu proje masaüstlerinden bağımsız olarak uygulama geliştirmeye olanak sağlıyor. Yani sizin dediğiniz gibi 3 penguen orda 5 penguen burda değil!

KDE masaüstü ortamından dem vurmuşsunuz; KDE 4, KDE 3'ten bağımsız olarak sıfırdan yazılıp tasarlandı. KDE 4 çiçeği burnunda bir proje olduğu için ufak hataların, bugların olması normaldir. Buna rağmen hızla gelişen ve hataları giderilen pir projedir. Stabilite arıyorsanız KDE 3, Gnome, veya Xfce kullanın. Bir kuruş bile ücret ödememenize rağmen KDE 4 Windows'tan daha şahane, daha kullanışlı ve Windows'un hiç bir zaman göremediği bir güvenlik sunuyor. Beğenmiyorsanız kullanmayın, zorla değil...

--------------------------
Ziyaretçi yazmış:
Özgürlük adı altında (bence bencillik) sürüyle linux verisyonu var, hepsini toplasan bir işletim sistemi çıkmıyor ortaya. Bugun KDE'de binlerce bug varken, stabilizasyondan nasibini almamışken sebepsiz yere göklere çıkartan penguenler windows karşısında daha çok beklerler linuxu kullanan artsın diye.

Yok kardeşim, ne yazılımı ne driveri ne de programı doğru duzgun çalışıyor bu linuxun. Çalışsa neden kullanmayaım? Devamlı hata devamlı ayar bozukluğu, 3 penguen orda 5 penguen burda işletim sistemi çıkarılmaz. Bu şey üzerinde binlerce yazılım uzmanı çalışmalı, çeteleşme olduğu sürece daha çok beklersiniz, stabil olacak ta, kullanılabilirlik artacak ta ....
18 Oca 2011 02:19

daha cloud yazmasını bilmiyor bsd den linuxtan bahsediyor. Oyun oynayamadığım rahatlıkla driverlarımı bulamadığım arkadaşlarımla rahat rahat ağdan dosya paylaşamadığım ... gider bu böyle bir işletim sistemini ne yapayım. Ama tercih meselesi cidden baya gelişti linux. Ama şu fanatikler de olmasa her yorum altında fanatiklik yapmasalar ölecekler...

Ne zaman Linux ile ilgili bir dosya falan olsa bir yazı yayınlansa (bu arada yazının bir yerden çeviri olduğunu çakmadım değil) hemen kadrolu windozecular dalıyorlar altına bir ton karalama yazıyorlar. Arkadaşım Linux bedava, ne zorla veriliyor ne kimseden Linux vergisi falan kesiliyor... İster kullanırsın ister gider M$'u zengin edersin...

Linux'un 10 yılda ne kadar ilerlediği ortada... Halen sanki 10 yıl öncesinin Linux'uymuş gibi yok driver'ı yok, yok oyun oynanmıyor bilmemne diye saydıranlara tavsiyem bir ucuz fileşdiske bir Linux kurun ve bir tadına bakın... Tüm yazılımlar açık kaynaklı olunca zaten isteyen istediği gibi bir yazılımı bir dağıtımdan alıp öbürüne kaydırabiliyor... zaten bu işlerden iyi anlayanlar kaynak kodundan kurarlar, ayrıca her dağıtımın gayet geniş yazılım deposu var, zaten debian tabanlı dağıtımlar .deb paketlerini, redhat tabanlılar .rpm paketlerini güle oynaya alıp kurabiliyorlar ama en kolay ve güvenlisi olduğu için herkes resmi depodan kurmayı tercih ediyor..

Şu anda Pardus 2009 kullanıyorum, gayet iyi, takıyorum Nokia telefonumu da Sony kamerayı da, A4 webcam'ı da, yazıcıyı da tanıyor, Sony kamerayı windoze tanıyamıyor, tanısın diye adamlar kameranın yanında windoze'a tanıtma CD'si veriyor, siz hâlâ bilip bilmeden Linux'ta driver problemi var, kararsız, bilmemne deyip duruyorsunuz... Windoze'un saç baş yoldurduğu günleri de biliyorum ben, en azından Linux'ta üste para verip arka planda neler çalıştığından bile bihaber olduğunuz bir işletim sistemine mahkum olmuyorsunuz... Öyle takma adını PcMaker falan yapmakla bilgisayar bilgisi çok olunmuyor, arkadaşım sen hâlen Linux'la arkadaşlarınla netten dosya paylaşamıyorsan herşeye baştan başlayalım, bak şu önündeki klavye, bilgisayarı açmak için önce fişi takıyorsun, şuradan düğmesine basıyorsun...

Pardus 2011 çıktı

tarih: Nisan 2010
*Ekran kartı driverini yükledikten sonra açtığım media dosyalarında renkler birbirine girdi, driveri silsem de hata devam etti.
*O versiyonda klavyenin türkçe olduğunu türkçe kuruluma anlatmak gibi saçma sapan bir yönlendirmeye maruz kaldım kurarken.
*Gnome arayüzde KDE yazılım çalıştırcam diye 3-4 kere bilgisayarın kilitlendiğine şahit oldum.

tarih:Temmuz 2010

Bir çok hata düzeltilmiş, driver ile ilgili sorunum giderilmiş.
Ama hala bir şeyler eksik. Bir programın sadece çalışması yeterli değil. İhtiyacı karşılayabilmesi gerekir, arayüzü kullanıcıyla dost olması gerekir. Progaramlamadan anlamayan birisi sadece 1 ay içinde öğrenip şu anda kullanımı popüler olan bir programın alternatifini çıkarsa kaç kişi kullanır?, kaç kişi beğenir? Linuxta da işler böyle program var ama kullanmaya gelince havada kalıyor bazı şeyler.

Ne olursa olsun linuxun bunları da aşacağına eminim. Belki 10 yıl sonra belki daha fazla zaman lazım.

-> Etchgow
Sakin ol arkadasim, linux'un fizyolojik babasimisin bu ne hararetli savunma.
Kimse sana tek kelime etmemisken insanlara niye hakaret edip siniflandiriyorsun.
Boyle mi oluyor Linux severlik.
Kim ne isterse kullandigi gibi ne istiyorsa dusunur.

Once saygi.

Hep açık kaynak, beleş yazılım. Adamlar nasıl para kazanacak? Boş vakitlerini yazılım yapmak için kullanırlarsa ne kadar olur? Yazılımcının bir geçim derdi var, para kazanması gerek. Yoksa kopyala ve yapıştır.
Üstelik paralı sistemler birçok kişiye iş imkanı sağlıyor. Vergiler veriliyor.

@Ercan1993 Mozilla da çalışanlar parasız mı çalışıyorlar? Opera kapalı kaynak ama o da parasız dağıtılıyor. Onlar da mı parasız çalışıyor? Ya Google Chrome ve Chrome OS'a ne demeli onların da geliştiricileri Google'den ücret almıyor. Hatta Pardus geliştiricileri de devletten beş kuruş almamıştır. Aynı şekilde OpenOffice geliştiricileri de Oracle için hayrına çalışıyordur.

Aynı anda iki uygulama kurulamayan sistemlerdenmi bahsediyorsunuz çok komik. Her yükleyeceğiniz program yanında 500 tane daha güncelleme yapan sistemmi yoksa daha Framework'u olmayan bir sistemmi yoksa. Linux sistemlere ne Hard Disk nede Ram dayanır. 3 Mb'lik program kurmaya çalışırsınız bide yanında 800 mb gerekli kıldığı şeyler çıkar. Abi bir sistemden kurulduktan sonra masaüstünü görür görmez 500 tane güncelleme yermi. Onuda geç haftada 50 tane :)

Evet Linux Bedava Sloganıda Güzel Özgür Kılıyoruz sizi falan yemezler milleti kobay olarak kullanıyorsunuz başka hiçbişey değil.

Dünyaya 25 sene geriden bakmak cehaletten başka bişey değildir. Bilgisayar kullanıcam diye yazılım mühendisi olmaya falan gerek yok bilgisayar kullanmak herkezin hakkı. Linux sistemler kötü demiyorum ama daha bebek yürümeye yeni başladı millet koşmasını bekliyor. Linux sistemler ne zaman " ÖRN: Microsoft " gibi bir devin eline geçerse ozaman adam olur. Bu şirket Microsoft değil başka bir firmada olabilir yani güçlü firma olucak. Borsa gibi para dönücek.

Windows gibi bir hatanın düzeltilmesi 3-4 ayı bulmaz bundan dolayı sık güncelleştirmeler ile sistemin kararlılığı artırılır. Programların bir çoğu sistemden bağımsız olduğundan bir program yüklendiğinde ek bağımlılıkları sizden istemeden kendisi yükler bu geri bir teknoloji değil tam tersi olduğunu gösterir. Her yüklemeden sonra da sistemi yeniden başlatın demez. kolay kolay çökmez format istemez ne kadar program yüklerseniz yükleyin şişmez disk birleştirmesine gerek bile yoktur.
Linux kullananların kobaylıkla alakası yoktur .gelişimine katkısı vardır. linux kullanıcı ile programcıyı bütünleştiren bir olgudur. Linux dünyasında canonical gibi bir çok profesyonel şirket vardır. İyi de paralar kazanır. microsoft gibi tekelci anlayışları da yoktur. tek sorunu vardır . donanım ve oyun üreticilerinin teklelleşmeden kaynaklı destek vermemesidir. bir çok şeyi tersine mühendislik ile başarılı bir biçimde gerçekleştirir. windowsunuzun sorunlarıyla uğraşmak nasıl bir zevkse linux kullanmak da öyle bir zevktir. say say bitmez bilgisayar = windows sananlar illaki kötüleyecek . Ben memnunun ve her an geliştiğini görmek de ayrı bi keyif

Sen de yorum yaz

 


CHIP'i Takip edin
E-Posta listemize katılın
CHIP Dergi Mobil Cihazınızda

İlginizi çekebilir