NASA, sadece 36 piksellik kamerayla ne yapmaya çalışıyor?

NASA, uzayda fotoğraflar çekmek için gönderdiği uyduya sadece 36 piksellik bir kamera yükledi. Yanlış olmasın, 36 megapiksel değil, sadece 36 piksel... Peki neden? NASA'nın amacı nedir?

NASA, sadece 36 piksellik kamerayla ne yapmaya çalışıyor?

Hepimiz ceplerimizde onlarca megapiksellik kameralarla dolaşmaya alıştık ve uzaya bir teleskop gönderdiğinde, NASA'nın binlerce megapiksellik kameralar kullanacağını düşünüyoruz. Ama gerçek öyle değil.

Dünyanın yörüngesinde dönen ve 7/24 uzayı gözleyen en gelişmiş teleskobumuz, milyar dolarlık James Webb teleskobu, galaksilerin yüzlerce megapiksel boyutunda çok net fotoğraflarını çekerek, bilim insanlarının evreni anlamasına yardımcı oluyor ve sadece 122 Megapiksel çözünürlüğünde bir kamera kullanıyor.

NASA şimdi yeni bir uzay aracını daha uzaya gönderdi ve onun görüntüleme sistemi sadece 36 piksel çözünürlük sunuyor. 36 megapiksel değil, sadece 36 pikselden bahsediyoruz. Ve NASA, bu kameranın yapımına küçük bir servet döktü.

Aslında bu yeni araç, X Işını Görüntüleme ve Spektroskopi Misyonu (XRISM) olarak adlandırılıyor ve NASA ile Japonya Havacılık ve Uzay Araştırma Ajansı'nın (JAXA) ortak görevi olarak devam ediyor. Bu misyonun uydusu geçen Eylül ayında yörüngeye fırlatıldı ve o zamandan beri bilimin en karmaşık sorularından bazılarına yanıt bulmak için evreni tarıyor.

X ışını yakalama kamerası

Ancak şaşırtıcı olan şey, uydudaki kamera. Resolve adı verilen bu kameranın çözünürlüğü bir hata değil. Resolve'un görevi fotoğraf çekmek değil, X-ışınlarını analiz etmek. Dolayısıyla, kameradaki her bir piksel, üzerine düşen X ışınını değerlendiriyor ve görünür ışık dalga boylarından yaklaşık 5.000 kat daha fazla enerjiye sahip olan "yumuşak" X ışınlarını tespit edebiliyor. Kameranın ana odak noktası ise en sıcak kozmik bölgeleri, en büyük yapıları ve süper kütleli kara delikler gibi en büyük gök cisimlerini keşfetmek.

Resolve'daki her piksel, 400 ila 12.000 elektron volt enerji aralığını kapsayan zengin bir görsel veri spektrumunu analiz edebiliyor. Bu da onu dünyanın en düşük çözünürlüklü ama en pahalı kamerası yapıyor. Üstelik bu kamera, uzayda görüntülediği cisimlerin 3 boyutlu yapılarını algılayabiliyor. Bunu da üzerine düşen ışınlardaki enerjiyi ölçerek yapıyor. Kameraya yakın olan yüzeylerden gelen ışınların enerjisi daha fazlayken, uzakta kalan veya uzaklaşan yüzeylerin enerjisi daha düşük oluyor. Kamera bu şekilde uzayda incelediği yapıların 3 boyutlu görsellerini oluşturabiliyor.