Yılın Hayal Kırıklığı Cyberpunk 2077'yi İnceledik!

Yılın en iyi oyunu derken, yılın en büyük hayal kırıklığı olarak karşımıza çıkan Cyberpunk 2077 çok konuşuldu, çok tartışıldı. Peki, aslında ne oldu? Cyberpunk 2077'de ne gibi hatalar var ve oyunun hikayesi ne? İşte tüm detaylarıyla Cyberpunk 2077 hakkında bilmeniz gereken her şey!

  • Ercan Uğurlu
Cyberpunk 2077 İnceleme

Bazı oyunlar vardır, daha oyunu açtığın anda notu kendini belli eder. Nihayetinde de zaten aşağı yukarı 1-2 puan anca oynar ve son şeklini alır. Bazı oyunlar vardır, seni şaşırtır; kötü başlar, notu yukarı seyreder ya da tam tersi... Ancak açıkçası Cyberpunk 2077 gibi oyunlarla karşılaşması pek güç; düşününce CD Projekt, bu bakımdan bile gerçekten başarılı bir işe imza atmış. Oyunu oynadığım 45 saat boyunca sürekli olarak şu kötü, burasında bug var, beklenildiği gibi değil diye düşünmem bir yana, oyunu oynayanlarla girdiğim her telefon diyaloğunda eksik yönlerini birbirimize anlatmaktan dilimizde tüy bitti. Ancak hala oynuyoruz işte! İlk 10 saat bittiğinde de aynı sorunları, teknik problemleri, yapay zekanın saçmalamasını, araçların asfalta gömülmesini, oyunun çökmesini, sürekli, ama sürekli konuşuyorduk, fakat hala oynuyorduk. Hatta bu yazıyı yazmayı bile geciktirmeyi başardı oyun, biraz daha oynayayım, öyle yazayım derken derken, hafta sonunu da devirdim.

Peki, elimizde ne var? Evet, gerçekten de başlığa yazılacak kadar büyük bir hayal kırıklığı var. Bu durum gerçekten çok üzücü. Yani anlatmaya neresinden başlayacağımdan emin değilim, çok ama çok fazla not aldım; hatta 15 saat sonunda kenarda dursun diye sosyal medyadan şunu da paylaşmıştım:

"15 saatin ardından.. Sanallaşmanın ve sibernetiğin anlatıldığı, bilincin yanıltılabildiğinin resmedildiği bir oyunda, sohbet ettiğiniz karakterlerin donuk tavırlarıyla tamamen "yapay zeka" olduğunu göze sokması, #Cyberpunk2077'yi "braindance"ten öteye geçirememiş gibi.. 

Hikaye çok güzel, çok çekici ama sırf bahsettiğim sorundan dolayı heyecanla katılması güç. Açıkçası hevesimi köreltti. Grafik bug'ları ise, var ama görmezden gelebiliyorsunuz. Hype tükendi, bundan sonrası gayet sıradan bir oyun. (umarım şaşırtır) "

Hayır, pek şaşırtmadı aslında. Oyun ilerledikçe artmaya başlayan bug'lar dışında... Bir de, tabii ki ilerleyen oyun süresi ile beraber müthiş karmaşık olan arayüze alıştım ve tabii ki hikayeye daha fazla gömülüp, karakterlere gönül vermeye başladım. (Ah Panam Palmer..) Ha, bu arada CD Projekt'in borsada hisse senetleri çakıldı, 2 tane güncelleme paketi yayınlamasına rağmen sorunlar ortadan kalkmadı, Sony, oyunu PlayStation Store'dan kaldırma kararı aldı; oyun dünyasında deprem üstüne deprem yaşandı bu 10 günlük süreçte. Bu arada CD Projekt'in de hakkını yemeyelim, oyunu iade etmek isteyenlere de kapıyı açtı. Ancak ne var ki, CD Projekt, Cyberpunk 2077'yi daha bitmeden piyasaya çıkartmış. Bu arada konsol tarafını kast ediyorum. Ha, oyunun, PC tarafında da hataları var, eksik yanları var, onlara da geleceğiz; ancak PlayStation 4 ve Xbox One tarafında çok büyük problemler var. Elimizde ise PlayStation 4 build versiyonu mevcuttu ve PlayStation 5 üzerinde deneyimledik. Elbette PlayStation 4 sürümü kadar kötü bir sonuçla karşılaşmadık ama bu, oyunun 1 günlük oyun seansı içinde 7 kez çökmesine mani olamadı.

Peki, başa dönecek olursak, sahi neden hala oynuyorduk bu oyunu? Anlatayım...

CD Projekt, Cyberpunk 2077'de şahane bir dünya yaratmış. Hani, eskiler bilirler; oyun, bir zamanlar güzel düşüncelerle ortaya atılan Second Life ve PlayStation Home gibi internet tabanlı bir sanal dünya izlenimi yaratıyor. Açık dünya deyiminin tam karşılığını veren Cyberpunk 2077'de, çevrenizde yaşayan bir şehir olduğunu görüyor, hissediyorsunuz. Evet, ilk intibanız bu yönde. Sonra işler biraz değişiyor, ama olsun; albenili mi? Albenili, tamam!

Night City adı verilen bir şehirdeyiz; rengarenk, dolu dolu, geleceğin dünyası tüm cazibesiyle önümüzde yatıyor. Reklam panoları, yanıp sönen neon ışınlar, gece kulüpleri, robotik uzuvlar, çevrede uçan arabalar; yani ne ararsanız var etrafınızda. Tamamen futüristik bir atmosferdesiniz. Elbette bu, şehrin görünen, janjanlı yüzü. Şehirde yeniyseniz, bu albeniye kapılıp gidiyorsunuz, ancak buraya yerleşmeye karar verdiğinizde ve biraz zaman geçirdiğinizde madalyonun diğer yüzünü görmeye ve arkasında yatan hikayeyi öğrenmeye başlıyorsunuz: Arasaka ve Militech gibi şirketlerin savaşlarını, her köşe başının Animals, 6th Street, Tyger Claws ve Voodoo Boys gibi mafyalar tarafından tutulduğunu; göçebeyseniz, göçebelerin aile ve uluslarını, sokak çocuğuysanız, pis işlerin nasıl yapılacağını ve şirketçiyseniz ise, insanların nasıl manipüle edilebildiğini öğreniyorsunuz.

Evet, Cyberpunk 2077'ye başlarken 3 sınıftan birini seçmeniz gerekiyor. Göçebe, Sokak Çocuğu ve Şirketçi olarak 3 gruptan birini seçiyorsunuz ve seçtiğiniz sınıfa göre elbette bazı avantajları elde ediyorsunuz. Oyunun RPG öğeleri içerdiğini duymuşsunuzdur. Hatta Aksiyon – RPG olmasını bekliyorduk, fakat açıkçası bu anlamda beklentimizi karşılamadı. O nedenle ancak RPG öğeleri içeriyor diyebiliyoruz. Zira seçtiğimiz köken, evet hikaye örgüsünde bazı diyalogları değiştirme olanağı tanıyor, sınıfımızın getirdiği tecrübe ile diyaloğu yönlendirebiliyoruz; fakat hepsi bu kadar. Witcher 3'teki gibi bir etki beklemeyin. Ha, tabi bir de tecrübe puanları ve yetenekler var, ancak artık bunları Assassin's Creed serisinde bile bulmak mümkün. O nedenle Cyberpunk 2077 için Aksiyon – Macera tanımı daha çok yakışıyor.

Her neyse, devam edelim. Evet, oyunun başında sınıfınıza da seçtiniz. Peki, siz kimsiniz? Adınız V. Yaşanan "talihsiz bir olay" neticesinde, şirket savaşlarının yaşandığı bir dönemde Night City'ye terörist olarak nam salmış Johnny Silverhand'in içinde olduğu bir çip kafanıza takılıyor. Evet, Johnny Silverhand'in bilinci bu çip içinde ve o bilinç, V'nin beynini yavaş yavaş ele geçirmeye başlıyor, V'nin sistemi çöküyor ve ölmek üzere. V, yaşamak için bu çipi vücudundan çıkartmanın yollarını arıyor ve bu yolculukta zoraki misafir Johnny ile bir hayli sohbet etmesi lazım. Ve bu asi çocuk, Johnny Silverhand, Keanu Reeves'ten başkası değil.

Bu arada yeri gelmişken söylemiş olalım. Keanu, 1995 yılında beyaz perdede benzer bir işte rol almıştı. "Beynimdeki Düşman" adıyla beyaz perdeye yansıyan Johnny Mnemonic'i izlediniz mi bilmiyoruz ancak Cyberpunk 2077'yi oynayacaksanız veya halihazırda oynuyorsanız, izlemenizi tavsiye ederiz. Johnny, 17 Ocak 2021 günü gözlerini açtığında, başına 320 GB'lık veri yükleneceğinden tamamen habersiz... Sinir Zayıflatıcı Sendrom ile mücadele eden geleceğin dünyasında, oyundan karakterleri de görebiliyorsunuz.

Evet, Cyberpunk 2077'nin hikayesi bu şekilde başlıyor ve sonrasında öyle bir çetrefilleniyor ki, gerçekten takip etmekte zorlanıyorsunuz. Oyunda adeta üzerinize görev atıyorlar. Telefonunuz sumuyor. Elbette bu, şehirdeki namınızın kulaktan kulağa yayılmasıyla doğru orantılı. Görevleri başarı ile tamamladıkça saygınlığınız artıyor ve herkes sizi aramaya başlıyor. Elbette bunların pek çoğunu görmezden gelebilir ve ana hikayeye de odaklanabilirsiniz. Fakat tavsiye: Oyunu oynarken yalnızca ana hikayeden devam etmeyin. Yan görevlerin çok büyük bir kısmı derinliğe sahip ve gerçekten sizi oyunda tutmaya yetecek cinsten. Oyuna yaşam katıyor, hareket kazandırıyor. Cyberpunk 2077'yi bunca sorununa rağmen oynamayı sürdürmemin arkasında yatan ana unsur da kuşkusuz oyun içinde yaratılan meşguliyet ve bir şekilde içine çekmeyi başarabilmesi. Daha ötesi, devirdiğim 45 saatin ardından hala haritadan pek görev seçmedim, ana görev ve ek işler bir hayli meşgul ediyor, diri tutuyor. Yan görevler arasında mesela bir Delamain görev serisi var ki, çok eğleneceğinizi düşünüyorum.

Ana görev ve ek işlerin yanında kısa süreli işler de var, katılmanız gereken dövüşler de, otomobil sürme hünerlerinizi sergileyeceğiniz yarışlar da mevcut. Harita üzerinde de çok sayıda ikon ve "?" ile işaretlenen görevler de bulunuyor. Yani oyunda yapılacak çok şey var ki zaten oyunun süresi 200 saat civarında. Elbette bu süre, oyundaki her şeyi yapacağım derseniz. Ana görev ve yan görevleri tamamlarsanız ise ortalama 100 saatlik bir zaman dilimi sizi bekliyor.

Evet, çok sayıda görev var dedik ancak, bunların birbirini tekrarlayan görevler olduğunu düşünmeyin. Gerek size gelen, gerek yolda ilerlerken karşılaştığınız rastgele görevlerde oyun tekrara düşmüyor. En azından biz 45 saat içinde karşılaşmadık. Özellikle "?" görevlerinde çok şaşırtıcı işlerin içinde bulabilirsiniz kendinizi. Ancak elbette Night City Polis Departmanı'na yardımcı olacağınız harita görevlerinde kötü adamlara yargı dağıtmayı tekrar sayarsanız o başka. Bunu da atış talimi diye düşünün.

Oyunda her tamamladığınız görev sonrası saygınlık ve tecrübe kazanırken, kuşkusuz bunlar puana da yansıyor. Görevi yaparken kullandığınız yönteme dayalı olarak kazanımlar elde edebiliyorsunuz. "Atış talimi" yaparak Refleks yeteneklerinizi açarken, çevreyi tamamen "hack" ile etkisiz hale getirirseniz, bu defa Zeka yetenekleriniz gelişiyor, yine sağa sola çok koşturursanız bu defa da Atletiklik, yani dolayısı ile Vücut gelişimi gösteriyorsunuz.

Cyberpunk 2077'de karakterinizi önemli ölçüde şekillendirebiliyorsunuz. Oyunun başında V. karakterini yaratırken kadın ve erkek cinsiyet seçiminden tutun da cinsel organ seçimine (evet – ikisi ayrı ayrı), saç renginden vücut türüne, yara izlerinden dövme desenlerine kadar (ancak dövme seçeneği çok az) geniş bir yelpaze önünüze seriliyor. Seçtiğiniz sınıfa göre yetenek ağacınızda açılan yetenekler ve atanan puanlarla karakterinize ilk şeklini verirken, oyun süresince edinilen tecrübelerle beraber bu gelişimi sürdürüyorsunuz.  

V'nin karakter ağacında 5 ana dal yer alıyor. Vücut, Refleksler, Teknik Kabiliyet, Zeka ve Serinkanlılık. Bunların her birinin altında ise farklı dallar var. Vücut altında, Atletiklik, Tahribat ve Kavgacı; Refleksler altında, Tek Elli Tabancalar, Kesici Silahlar ve Taarruz; Teknik Kabiliyet altında, Üretim ve Mühendislik; Zeka altında, Sızma Protokolü ve Hızlı Hack, Serinkanlılık altında ise, Gizlilik ve Soğukkanlılık yer alıyor. Bitti mi? Tabii ki hayır. Bunlar sadece başlıklar. Her birinin altında ise bir dizi özellik yer alıyor. Yetenek puanlarınızı bunlara basıyor ve karakterinizi bu şekilde geliştiriyorsunuz.

Fakat oyunun eksik gördüğümüz yönlerinden biri de burada karşımıza çıkıyor. Kazandığınız özelliklerin pek çoğu pasif ve oyuna direkt etkisini hissetmeyeceğiniz şeyler. Hatta öyle ki, bir süre sonra kazandığınız tecrübe puanlarını tamamen gelişigüzel şekilde saçmaya başlıyorsunuz. Ana başlık olan Vücut, Refleksler, Teknik Kabiliyet, Zeka ve Serinkanlılık gelişimini ise daha çok hissediyorsunuz. Zira bir kapıyı açmanız gerekiyorsa, kapıyı açmanız için Vücut seviyenizin kaç olması gerektiği yazıyor. Eğer 5 gerekiyor ve sizin Vücut puanınız 4 ise, açamıyor ve o kapıdan geçemiyorsunuz. Benzer konu hack yeteneklerinde de geçerli, teknik kabiliyette de.

Bu arada baştan beri telaffuz ettiğimiz isimlere bakarsanız, oyun tamamen Türkçe. Bu konuda CD Projekt'i tebrik etmek gerekiyor. Oyunda bırakın diyalogları, gördüğünüz her şey Türkçe'ye çevrilmiş, hatta duyduklarınız da bir şekilde oyuna altyazı ile yedirilmiş durumda. Çevreden topladığınız çiplerde yazılanlar, bilgisayarlarda girip çıktığınız haber sayfaları, televizyonlarda yayınlanan programların hepsini tamamen Türkçe olarak bulabiliyorsunuz.

Ha, bu şahane, fakat oyunun arayüzü, envanter sistemi ve karakter ekranı gibi noktaları ilk etapta fazlasıyla kompleks ve karmaşık geliyor. Oyun için arayüzü öğretme konusunda biraz başarısız kaldığını söyleyebiliriz. Bunu biraz zamana bırakmanız gerekiyor.

Cyberpunk 2077, her şeyde olduğu gibi envanter sistemiyle de geniş bir alan sunuyor. Üzerinizde taşıyacağınız 3 silahtan başınıza takacağınız kaska, giyeceğiniz kıyafetten ek aparatlara kadar geniş bir envanter sistemi bulunuyor. Bu arada V. üzerinde 3 değil, çok sayıda silah taşıyabiliyor, fakat ne kadar yükünüz varsa, elbette ona bağlı olarak o kadar yavaşlıyorsunuz. Ben hem yük taşırım, hem de hızlı koşarım diyorsanız ise, Siberkasaplara uğramanız gerekiyor.

Cyberpunk 2077, elbette sibernetik tıbbın dünyası. Bırakın kolu – bacağı robotik uzuvlarla değiştirmeyi, omurganızı kuvvetlendirebiliyor, gözlerinizi güçlendirilmiş kameralarla değiştirebiliyorsunuz. Eğer fazla yük taşımak istiyorsanız, bacaklarınızı ve iskeletinizi kuvvetlendirmeniz gerekiyor. Daha iyi tarama yaparak dedektifçilik yönlerinizi güçlendirecekseniz ve zekanızda öne çıkacaksanız ise, gözlerinize ve beyninize takviye yapmanız lazım. Elbette her şeyin başı ise, iyi bir işletim sistemi. Yenisine yatırım yapmayı ve RAM miktarını artırmayı unutmayın! Evet, geleceğin dünyası tam olarak bu şekilde.

Dediğimiz gibi bunlara Siberkasaplardan erişebiliyorsunuz. Elbette bunlara para lazım. Bunun için de tabii ki daha fazla görev alıyor ve Loot sevdanızı da parlatıyorsunuz. Çevrede çok sayıda toplanabilir parça yer alıyor; bunları toplayıp satarak para yapabilirsiniz. Sonra bu parayla isterseniz sibernetik eklem satın alın, isterseniz yeni bir otomobile basın; seçim sizin. (Bu arada CDPR, gizli verdiği sözü de tutmuş: 2077'de oyun içi satın alımlar yok.)

Oyunda çok sayıda silah da mevcut durumda. Bunların büyük bölümünü düşmanlardan düşürebileceğiniz gibi, gidip özel olarak satın alabilirsiniz de. Ayrıca silah, ekipman ve cephane üretimi yapabildiğinizi de söyleyelim.

Night City, başta da dediğimiz gibi çok dolu bir şehir. Watson, Westbrook, Heywood, Pacifica, Santo Doming, City Center ve Badlands olmak üzere 7 ana bölge yer alıyor ve her bölgede çevreye baktığınızda yaşayan bir şehir gördüğünüz gibi, aksiyonun içindeyken de sizi heyecanla doldurabiliyor. Bu arada düşmanlar zorlu olabildiği kadar yüksek seviyedekiler oldukça zor ölebiliyorlar; yani üzerlerine 2 – 3 şarjör boşaltmanız gerekebiliyor.

Neyse ki silah kullanımı bir hayli keyifli. FPS türünün benimsenmiş olmasıyla bu anlamda tam bir shooter oyunu olduğunu söylemek lazım. (Keşke omuz üstü kamera seçeneği de olsaymış.) Özellikle Johnny Silverhand'i canlandırdığınız bölümde ortalığı kasıp kavurmaktan büyük keyif alacak ve kendinizi John Wick sanacaksınız. Fakat bunun yanında aynı zamanda taşıt kullanımının da önemli bir yeri olan bir aksiyon oyunu Cyberpunk 2077. Ancak araba sürüşünün çok yavan geldiğini söylemek lazım. Aksi gibi oyunda kullanılabilecek neredeyse sayısız araba var. Bu da oyunun "bug'sız" eksi hanesine yazılan bir diğer madde oluyor.

Evet, yavaş yavaş oyunun can sıkıcı yanlarına doğru geliyoruz. Diyoruz ya Cyberpunk 2077, çok dolu, yaşayan bir şehir diye. Fakat açıkçası Red Dead Redemption 2'de bir kasabada 30 dakika boyunca çevreyi izleyin, bir de Cyberpunk 2077'de aynı süreyi geçirin; Rockstar'ın yaşayan şehir tasvirini nasıl başarı ile resmettiğini anlıyorsunuz.  

Cyberpunk 2077'de ise ilk intibada albenili görünen şehirde biraz vakit geçirdiğinizde, odağın siz olduğunu görmeniz zor değil; yani çevrenizde yaşayan bir şehir yok aslında. Dedik ya, bu, işin albenili kısmı.

Tamam, bu o denli kritik değil, fakat bizce en kritik nokta, zaman zaman hikayenin de içinde gerçekleşen diyalog ritminde gizli. Yani, karşınızdaki adam Johnny Silverhand ve onun için Keanu Reeves'i oyuna koymuşsunuz ve siz bir şey söyledikten sonra belli bir süre bön bön yüzünüze bakıyor. Bu sadece Johnny Silverhand karakteriyle girdiğiniz diyaloglarda değil, Jackie Welles sahnesinde ve hatta Judy Alvarez'le yaptığınız konuşmalarda da zaman zaman gerçekleşebiliyor. O geçen sürede, arkada çalışan kod satırının derlendiğini o kadar net anlayabiliyorsunuz ki, bu anca bu kadar olur doğrusu. Öte yandan oyunun yapay zekası da bazen fena halde çuvallıyor. Bunu zaman zaman girdiğiniz çatışmalarda görebildiğiniz gibi trafikte sıkça rastlıyorsunuz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Watch Dogs: Legion İncelemesi

Bir diğer sorun, navigasyon sisteminde yatıyor. Öncelikle keşke geliştirici ekip oyundaki navigasyonu mini map'e yerleştirmek yerine Watch Dogs: Legion'daki gibi yola çizseymiş. Hayır, girdiğimiz yarışlarda da yola çizmişsiniz üstelik; oyun içinde bunu neden yapmıyorsun, ey CD Projekt?! Araca ne zaman binseniz gözünüz hep sağ üst köşedeki minik ekranda oluyor ve genelde yolculuğunuz kaza ile sonuçlanıyor, araba perte çıkıyor. Kaza yapmanızın sebebi ise, navigasyonla koordineli şekilde ilerleyememeniz ve genelde de köşeleri kaçırmanızdan kaynaklanıyor. Bu arada oyunda hızlı seyahat var. Çevredeki posta kutularını kullanarak harita üzerinde hızlı seyahat edebiliyorsunuz.

Şimdi biraz da grafiklere değinelim ve tabii ki artık oradan da bug konusunu açalım. Dediğim gibi ben Cyberpunk 2077'yi PlayStation 5 üzerinde oynadım, ancak hem PlayStation 4 hem de PC platformlarında değerlendirme şansı buldum. Öncelikle grafik olarak en iyi performansı kuşkusuz PC tarafında yakalayacağınız aşikar. Gerçekten de Night City içinde PC'de dolaşmak şahane bir tat bırakıyor. Elbette burada asıl iş, sisteminizde yatıyor. Bizim elimizdeki PC sisteminde RTX 2080 yer alıyordu; ilerleyen dönemde GeForce RTX 3090'da da denersek, yine izlenimlerimizden bahsederiz, fakat Ray Tracing olayının gerçekten de işin çehresini bir hayli değiştiren bir konu olduğunu, Cyberpunk 2077'de daha iyi anlayabiliyorsunuz.

PlayStation 5 tarafında ise yine güzel bir görüntü var karşınızda. Karakter modellemeleri, sokak aydınlatmaları ve çevre tasarımları gerçekten de baktığınızda keyif veriyor. Sürüş mekaniği biraz daha iyi olsa, bol bol direksiyon sallamak isteyeceğiniz geniş alanlar mevcut. Bu isteği körükleyecek bir diğer etken ise müzikler. Cyberpunk 2077'yi beklerken bolca dinlediğimiz Synthwave, Outrun, Retrowave ve Future Synth türlerine, oyun içinde de kulak kabartmak pek keyif veriyor. Elbette farklı müzik türlerini içeren radyo istasyonları da mevcut.

Devam edecek olursak, bu 2 platformdan sonra oyuna PlayStation 4'te baktığınızda ise, kaplamalardan tutun da çevre ışıklandırmalarına kadar çok sayıda eksiği fark etmeniz mümkün hale geliyor. Öyle ki, konuştuğunuz karakterlerin yüzlerinin yerine gelmesi için bir süre geçmesi gerekiyor, çevre kaplamaları peyderpey yükleniyor. Hele kare hızı, gerçekten de yerlerde seyrediyor. Arayüze girdiğinizde karakter bazen hiç görünmeyebiliyor.

Cyberpunk 2077'deki hatalar da tam olarak burada başlıyor.

Açık söyleyelim: Eğer Cyberpunk 2077'nin dünyasını sevdiyseniz, oynamak için gerçekten de çırpınıyorsunuz. PC tarafındaki sorunlar çok daha az, fakat o platformun da sorunsuz olmadığı açık. Birbirinin içine giren NPC'ler mi dersiniz, haritaların içine düşenler mi ararsınız? Bunlara kendi kendine havaya uçan araçlar, havada süzülen objeleri de ekleyin. Hadi bunlar çok büyük problem değil, fakat bir NPC ile konuşurken, dudaklarının hareket etmediğini görmeniz, bir projeyi çöpe atmak için bile yeterli. Zira artık '90'lı yıllarda değiliz. Bir zahmet analist ekibiniz kontrol etsin.

İşin konsol tarafı ise çok vahim durumda. Öyle ki, şu an konsolda bu oyunu oynayanlara tavsiyem, oyunu 1 – 2 ay kadar rafa kaldırmaları olacak. Zira CD Projekt, oyunun konsol tarafını es geçmiş, belli ki sadece PC tarafını geliştirmiş. Yaptıkları açıklama gayet samimi, bu konuya önemli şekilde eğileceklerine karşı güvenimiz tam. Fakat yine de konsolda bu oyunu hiç oynamamışlar mı sorusu da açıkçası aklımızı fena halde kurcalıyor. Zira hatalar öyle böyle değil.

Yani dudakları hareket etmeyen NPC'lerden bahsetmiyoruz, yeri geliyor oynanamayan bir oyundan bahsediyoruz. Zira PlayStation 5'te, 10 saatlik bir oyun seansı içinde 7 kez atılabiliyorsunuz. (1.05 güncellemesinden sonra düzeldi.) PlayStation 4'te ise konsolunuz kitlenebiliyor.

Suikast yapacaksınız, adamın ensesinde tuş çıkmıyor; arabaya bineceksiniz, araba yerin altına gömülmüş; hatta görevi bitireceksiniz, boss bir türlü ölmüyor! Evet, mesela özellikle Placide - Grand Imperial AVM görevinde öyle böyle bug yok. Takılı kalan düşmanlar ile ses ve görüntü bozulmalarının yanı sıra Mathilda adı verilen bölümün Sibersayko'sunu 3 kere farklı yerde öldürmeniz gerekebiliyor. Garip doğrusu.

Sonuç

Evet, başa dönecek olursak; yani baktığımızda Cyberpunk 2077, -bug dışı- eksiklerini göz önüne alınca 90 puanlık bir oyun. Fakat sonra yaşattıklarını biraz anımsayınca, işin konsol – PC ayrımı bir yana, Witcher 3 gibi bir şahesere imza atmış bir oyun şirketinin büyük hype yarattığı multi platform AAA bir oyunu kontrol dahi etmeden piyasaya sürmesinin kabul edilebilir bir yanı olmadığını düşündürten bir yapım aynı zamanda Cyberpunk 2077. Fakat oyun o kadar iyi ki, kurduğu dünyasıyla o kadar içine çekmeyi başarıyor ki, işte tam olarak bu yüzden büyük hayal kırıklığı yaratıyor zaten. Başta da söylediğim, gerçekten çok üzücü bulduğum konu tam olarak bu.

Umarım Fallout 76 gibi anca 2 yıl kadar sonra kendine gelen bir yapım olmaz ve CDPR'ın söz verdiği gibi 1 – 2 ay içinde bu sorunlar tamamen ortadan kalkar da, oyunu sevenler olarak bizler de rahat bir nefes alırız.

Puan: 70

KÜNYE

Yayıncı: CD Projekt Red
Geliştirici: CD Projekt Red
Tür: Aksiyon / Macera
Platform: PC, PlayStation 5, PlayStation 4, Stadia, Xbox
Web: www.cyberpunk.net

Okuyucu Yorumları

Toplam 3 Yorum

merak ediyordum neymiş bu hatalar diye. Güzel anlatmışınız. Emeğinize sağlık

@21 Aralık 2020 10:15 Teşekkürler

oyunda vuruş hissi sıfır, karakterler vasatın altında kütük gibi hareket ediyor. buglar saçma sapan grafik ve ses hataları ve daha nicesi. bitmek bilmeyen gereksiz diyaloglar. açıkçası red project red'in witcher serisi de aynı assasins creed serisi gibi gereksiz yere şişirilen vasat civarı oyunlardı. neden bu kadar sene abartıldı onuda anlayabilmiş değilim. birde rockstar gibi firmaların oyunlarıyla kıyaslama yapıyorlar :) gerçekten şaka gibi....

Sen de yorum yaz