Mısır müzesindeki 5 bin yıllık Sabu Diski bilim insanlarını ikiye böldü
Kahire Müzesi'nde sergilenen 5 bin yıllık Sabu Diski, geleneksel arkeoloji ile modern mühendisliği karşı karşıya getirdi. Üç boyutlu kopyası çıkarılarak suda test edilen taş parçasının, antik Mısır'da kullanılan gelişmiş bir su pompasına ait olduğu iddia ediliyor.
Antik Mısır tarihinin en gizemli parçalarından bir olan Sabu Diski, uzun yıllardır büyük tartışmalara konu olmayı sürdürüyor. Üç boyutlu yazıcılarla defalarca kopyası çıkarılan dairesel bir taş parçası olan bu disk, suyun içinde yüksek hızla döndürüldüğünde beklenmedik biçimde güçlü bir girdap oluşturuyor. Santrifüj pompa çarkı gibi çalışan bu mekanizmanın ne amaçla ortaya çıkarıldığı halen gizemini koruyor. Kimi bilim insanları bunun dekoratif bir çalışma olduğunu düşünse de, 5 bin yıl önceki Mısır tarımında sulama işlerini kolaylaştırmak amacıyla tasarlanmış hidrolik bir prototip olma ihtimali de oldukça yüksek.
Şist taşı olarak adlandırılan son derece gevşek ve pul pul dökülen bir kayaçtan oyulan Sabu Diski’nin çapı 610 milimetreyi, yüksekliği ise 104 milimetreyi buluyor. 120 derecelik açılarla içeri bükülmüş üç kıvrımlı yapısı ve tam ortasındaki 10 santimetrelik tünel, basit bir süs eşyasının çok ötesinde bir mühendislik fikrine işaret ediyor.
Taşın işlenme biçimi, dönemin bakır ve taş alet teknolojisi göz önüne alındığında büyük bir usta işçiliğine dayanıyor. Pullanan şist malzemeyi kırıp ufalamadan bu derece ince hatlarla şekillendirmek neredeyse imkansız. Bu durum, antik zanaatkarların metalden imal edilmiş daha eski veya gelişmiş bir aygıtı ellerindeki taş imkanlarıyla kopyalamaya çalıştığı ihtimalini doğuruyor.
Mezar odasındaki sır ve ana akım bilimcilerin direnci
Bahsi geçen sıra dışı nesne, 1936 yılında İngiliz araştırmacı Walter Bryan Emery tarafından Sakkara'daki kazılarda gün ışığına çıkarıldı. Birinci Hanedanlık döneminde yaşamış Prens Sabu'ya ait mezarın en geniş odasında, parçalanmış halde bulunan bu disk Kahire'deki Eski Eserler Müzesi'nin sergi alanında yer alıyor. Milattan önce 3000 yıllarına tarihlenen bu buluntu, ana akım arkeologlar tarafından ısrarla sıradan bir vazo veya mumluk olarak sınıflandırılıyor.