Atmosferik bir motora sonradan turbo eklemek, otomobilinden daha fazla güç almak isteyenlerin başvurduğu yöntemlerden biri. Doğru parçalar ve uygun motor ayarlarıyla ciddi performans artışı elde edilebiliyor. Üstelik birçok modern atmosferik motor, fabrika çıkışındaki sıkıştırma oranı değiştirilmeden makul turbo basınçlarına dayanması mümkün. Ancak bu işlem, yalnızca motora bir turboşarj takmaktan çok daha fazlasını gerektiriyor.
Turboşarj, egzoz gazlarının enerjisinden yararlanarak silindirlere daha fazla hava gönderir. Böylece motor daha fazla yakıt yakabiliyor ve hacmini büyütmeden daha yüksek güç üretebiliyor. Doğru koşullarda yakıt verimliliğine de katkı sağlayabilen bu sistemin güvenilir şekilde çalışması için motorun diğer bileşenlerinin de artan yüke uygun olması gerekiyor.
Turbo dönüşümü sırasında pistonlar, eksantrik mili, yakıt sistemi ve ateşleme ayarlarında değişiklik yapmak gerekli. Emme ve egzoz manifoldlarının özel olarak hazırlanması da sürecin önemli parçalarından biri.
Turbo seçerken yalnızca ne kadar basınç üretebildiğine bakmak da yeterli değil. Motor hacmi, maksimum devir, kullanım amacı ve hedeflenen güç ile tork değerleri birlikte değerlendirilmeli. Ayrıca artan performansa dayanabilmeleri için debriyaj, şanzıman ve fren sistemlerinin de gözden geçirilmesi gerekiyor.
Turbo basıncı neden sınırsız artırılamıyor?
Montaj tamamlandıktan sonra motorun yeni sisteme uygun biçimde kalibre edilmesi şart. Turbo basıncı yükseldikçe silindirlere giren hava miktarı artıyor. Buna karşılık yakıt beslemesi ve ateşleme zamanlamasının da doğru ayarlanması gerekli.
Bu süreçte en önemli risklerden biri motor vuruntusu. Yüksek basınç, silindirlerdeki yükü artırarak kontrolsüz yanma ihtimalini yükseltiyor. Motoru korumak için ateşleme zamanlamasının geriye alınması gerekebiliyor. Ancak bunun da bir sınırı var. Belirli bir seviyeden sonra turbo basıncını artırmak, beklenen güç kazancını sağlamayabiliyor. Ateşleme zamanlamasının geri çekilmesi nedeniyle elde edilen ek performans sınırlanırken motorun maruz kaldığı mekanik ve termal yük artmaya devam ediyor.
Bu nedenle turbo dönüşümünde ulaşılabilecek en yüksek basınç yerine, motorun güvenilir biçimde çalışabileceği uygun basınç seviyesini belirlemek önemli.
Aşırı ısınma turboya nasıl zarar veriyor?
Turboşarj sistemlerinin karşılaştığı bir diğer ciddi sorun yüksek sıcaklık. Egzoz gazlarından enerji alan turbo, çalışma sırasında yoğun ısıya maruz kalıyor. Üstelik motor kapatıldığında bu sıcaklık hemen ortadan kalkmıyor. Yeterli soğutma sağlanmadığında turbo içindeki rulmanlar ve sızdırmazlık contaları zarar görebilir. Yüksek sıcaklık nedeniyle yağın bozulması ve karbon birikintilerinin oluşması da sistemin ömrünü kısaltabiliyor.
Bu yüzden sonradan turbo eklenen bir motorda yalnızca güç artışına odaklanmak yeterli değil. Yakıt beslemesi, ateşleme ayarları, soğutma ve aktarma organlarının birlikte ele alınması gerekiyor. Doğru kurulan bir sistem, atmosferik motorun performansını önemli ölçüde artırabilirken hatalı parça seçimi veya yetersiz kalibrasyon ciddi motor hasarlarına yol açabiliyor.