İskoçya'nın kuzeybatısındaki sert iklim koşullarının, binlerce yıllık kemikleri şaşırtıcı biçimde iyi koruduğu biliniyor. Bu sayede Demir Çağı'na ait cenaze ritüellerine dair pek bilinmeyen bir tablo, Antiquity dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmayla gün yüzüne çıktı. Loch Borralie'deki bir mezar höyüğünden elde edilen kalıntılar, dönemin insanlarının ölüme nasıl yaklaştığına dair oldukça ürpertici kanıtlar sunuyor.
Höyük, 2000 yılında toprak erozyonunun bir kafatasını yüzeye çıkarmasıyla keşfedildi. Kazılarda iki kişiye ait kemikler bulundu: Milattan önce 50 ile milattan sonra 70 yılları arasında yaşamış bir yetişkin kadın ve 14-15 yaşlarındaki bir erkek genç. DNA analizleri, ikisinin anne tarafından ikinci derece kuzen olduğuna işaret ediyor. Ancak mezar katmanları, aynı anda gömülmediklerini ve bedenlerine farklı ritüellerin uygulandığını gösterdi.
Kafatasının içindeki izler
Kadına ait bulgular araştırmacıları en çok şaşırtan kısım oldu. Kafatasının tabanında ölüm anına yakın bir kırık tespit edildi; adli tıp uzmanları bu hasarın bilinen kazaya bağlı senaryolarla örtüşmediğini, darbenin bilinçli olarak indirilmiş olabileceğini düşünüyor. Asıl çarpıcı bulgu ise kafatasının iç yüzeyinde yer alıyordu; birbirine paralel kazıma izleri, beynin ölümden kısa süre sonra keskin bir aletle metodik biçimde çıkarıldığını kanıtladı. Bu, coğrafyada beyin çıkarma ritüeline dair ilk somut kanıt olma özelliği taşıyor.
Kollar ve bacaklardaki uzun kemikler de müdahale görmüştü. Başlangıçta kemirgen ısırığı sanılan çentiklerin yeniden incelenmesiyle bunların keskin bir aletle yapılan yontma izleri olduğu anlaşıldı. Kemiklerden üçü keskin kenarlı hale getirildiği, dördüncüsünün ise alet olarak kullanılarak aşındığı saptandı. Tüm bu işlemlere karşın kadının bedeni mezara anatomik sıraya uygun biçimde yerleştirilmişti.
İzotop analizleri her iki bireyin de çocukluklarını Sutherland'in doğu kıyılarında geçirdiğini, sonradan Loch Borralie'ye göç ettiğini gösteriyor. Araştırmacılar bu bulguların, İskoçya'nın kuzey kıyıları ile adalardaki denizci topluluklar arasındaki güçlü bağı da belgelediğini vurguluyor. Ölülere uygulanan bu olağandışı pratikler, Demir Çağı insanları için bedenin toprağa gömülmekle işlevini yitirmediğini düşündürüyor.