Kızıldeniz'in derinliklerinde bulunan eski bir yapı, hem Dünya'nın uzak geçmişine hem de başka gök cisimlerinde yaşam ihtimaline uzanan yeni sorular ortaya çıkardı. Deniz jeobilimcileri, bir zamanlar aşırı tuzlu suyla dolu olan ancak artık aktifliğini kaybetmiş bir havuzun kalıntılarına ulaştı.
Keşif, 2022 yılında NEOM adı verilen başka bir tuzlu su havuzunu bulan ekip tarafından yapıldı. Araştırmacılar bu kez NEOM'un yaklaşık 90 kilometre güneyindeki Hume Deep bölgesini inceledi ve geçmişte benzer koşullara sahip olduğu anlaşılan eski bir havuz belirledi.
Bu tür ortamlar balıklar, solucanlar ve diğer büyük canlılar açısından oldukça elverişsiz. Oksijenin bulunmadığı ve tuzluluğun çok yüksek olduğu sular, içine giren pek çok canlı için ölümcül olabiliyor. Mikroskobik ölçekte ise tablo farklı; aşırı koşullara uyum sağlayan mikroorganizmalar burada yaşamını sürdürebiliyor.
Havuz en az 14 bin yıl boyunca aktif kaldı
Hume Deep'teki havuz bugün eski aşırı tuzlu yapısını korumuyor. Buna rağmen tabanda, tuzcul mikroorganizmaların etkisiyle zenginleşmiş metal birikintileri bulunuyor. Araştırmacılar, geçmişte havuza girip ölen canlılardan kalan fosilleri uranyum-toryum yöntemiyle tarihlendirdi. Sonuçlar, metal birikiminin en az 14 bin yıl devam ettiğini ve sürecin günümüzden yaklaşık 2 bin yıl önce sona erdiğini ortaya koydu.
Tuzlu su havuzlarında demir, potasyum ve bakır gibi metaller yüksek oranlarda birikebiliyor. NEOM üzerinde yapılan önceki çalışmalar, mikroorganizmaların bazı mineral birikimlerini 100 kattan fazla zenginleştirebildiğini göstermişti. Hume Deep'teki eski yapı ise farklı bir fırsat sunuyor. Deniz akıntıları değişip tuzluluk normal seviyelere döndükten sonra bu metal birikintilerinin başına ne geldiğini araştırmak mümkün hale geliyor.
Eski maden yataklarının oluşumunu açıklayabilir
Bu aşırı tuzlu havuzların nasıl meydana geldiği henüz kesin olarak anlaşılmış değil. Öne çıkan açıklamalardan biri, geçmişte deniz seviyesinin üzerinde kalan ve daha sonra buharlaşan göllerin kayalarda yoğun tuz birikimleri bırakması.
Mineral açısından zengin olmaları, bu alanları madencilik açısından da ilgi çekici hale getiriyor. Kızıldeniz'de incelenen havuzlar doğrudan ticari madencilik için yeterince büyük değil. Ancak karada bulunan bazı zengin mineral yataklarının, geçmişte benzer ortamlarda oluşmuş olabileceği düşünülüyor.
Bu bağlantının daha iyi anlaşılması, eski tuzlu su havuzlarının izlerini taşıyan bölgelerde yeni maden yataklarının aranmasına katkı sağlayabilir.
Benzer ortamlar buzlu uydularda da bulunabilir
Tuzlu su havuzlarını değerli kılan yalnızca metal içerikleri değil. Bu ortamlar, Dünya atmosferinin henüz bugünkü kadar oksijen içermediği Büyük Oksitlenme Olayı öncesindeki okyanus koşullarına da benziyor. Aynı zamanda yaşamın ortaya çıkmış olabileceği düşünülen hidrotermal baca çevreleriyle ortak özellikler taşıyorlar. Bu nedenle araştırmacılar için, Dünya'daki ilk yaşam biçimlerinin nasıl ortaya çıktığını ve aşırı koşullara nasıl uyum sağladığını inceleyebilecekleri doğal laboratuvarlar niteliğindeler.
Benzer kimyasal ve fiziksel koşulların Enceladus veya Europa gibi buzlu uyduların okyanuslarında da bulunabileceği düşünülüyor. AGU Advances dergisinde yayımlanan çalışma bu yüzden yalnızca Kızıldeniz'in jeolojik geçmişini değil, Dünya dışında yaşam arayışını da ilgilendiren sonuçları ortaya çıkartabilir.