Şehirleri saran tehlike: Zehir yedikçe daha da güçleniyorlar

Amerika'nın dev metropollerinde yaşayan fareler üzerinde yapılan genetik araştırmalar şok edici bir gerçeği gösterdi. Rutgers Üniversitesi, incelenen kemirgenlerin büyük kısmında zehirleri etkisiz kılan bir mutasyon saptadı. Geleneksel ilaçlama yöntemleri artık işe yaramıyor.

Şehirleri saran tehlike: Zehir yedikçe daha da güçleniyorlar

Amerika Birleşik Devletleri'nin en büyük şehirlerinde yaşayan fareler, ilaçlama ekiplerini ve bilim insanlarını çaresiz bırakan bir değişim süreci yaşıyor. New Jersey'deki Rutgers Üniversitesi tarafından yürütülen kapsamlı bir çalışma, New York, New Jersey, Pennsylvania ve Washington DC gibi dev metropollerdeki kemirgen nüfusunun büyük bir kısmının genetik yapısının değiştiğini kanıtladı. Yaşanan bu biyolojik dönüşüm, şehir farelerini piyasadaki mevcut zehirlere karşı hiç olmadığı kadar dayanıklı hale getiriyor.

Yüzlerce ev faresi ve kahverengi lağım faresinin gen haritasını çıkaran uzmanlar, her altı hayvandan beşinde zehirlerin etkisini doğrudan sıfırlayan "Vkorc1" gen mutasyonunu tespit etti. Mevcut durum, büyük şehirlerde geleneksel ilaçlama yöntemlerinin artık tamamen işlevsiz kalmaya başladığına işaret ediyor.

Araştırma sonuçlarına göre genetik bağışıklık kazanma hızı, boyları birkaç santimetreyi geçmeyen ve en dar çatlaklardan bile evlere sızabilen küçük ev farelerinde çok daha yüksek seyrediyor. Boyları 25 santimetreye kadar ulaşabilen lağım fareleri ise yaygın olarak kullanılan tarım ve böcek ilaçlarına karşı henüz bu kadar güçlü bir savunma mekanizması geliştiremedi. Uzmanlar, küçük ev farelerinin bu kadar hızlı mutasyona uğramasını onların aşırı meraklı doğasıyla açıklıyor.

Yeni karşılaştıkları yiyecekleri denemekten çekinmeyen bu küçük canlılar, ilaçlama ekiplerinin bıraktığı zehirli yemleri çok daha sık tüketiyor. Fareler bu ölümcül kimyasallara tekrar tekrar maruz kaldıkça, hayatta kalanların DNA'sı zehre karşı bir kalkan geliştiriyor ve bu direnç yeni nesillere aktarılıyor. Lağım fareleri ise çok daha temkinli davrandıkları ve şüpheli yiyeceklerden uzak durdukları için bu biyolojik dönüşüm sürecinde henüz arka sıralarda yer alıyor.

Kentlerdeki istila halk sağlığını tehdit ediyor

Kentlerdeki fare istilası sadece maddi hasarlarla sınırlı kalmayıp halk sağlığı üzerinde de devasa bir tehdit oluşturuyor. ABD nüfus verilerine göre Philadelphia'daki evlerin yüzde 29'unda, Manhattan'daki apartmanların yüzde 15'inde ve Washington DC'deki konutların beşten birinde fare şikayeti söz konusu. Kemirgenlerin salgılara direnç kazanması, hayvanlardan insanlara geçen ve ölümcül sonuçlar doğurabilen hantavirüs, salmonella ve veba gibi hastalıkların yayılma riskini de artırıyor. Kanın pıhtılaşmasını engelleyerek iç kanamaya yol açan klasik fare zehirleri artık işe yaramadığı için, özellikle hantavirüsün yeni bir küresel pandemiye dönüşebileceğinden endişe ediliyor.

Fare dışkısı, idrarı veya tükürüğünün solunmasıyla insanlara bulaşan bu virüs, halsizlik ve yüksek ateşle başlayıp ölümcül solunum yetmezliğine kadar gidiyor. Yakın dönemde Arjantin'den kalkan bir yolcu gemisinde en az dokuz hantavirüs vakası tespit edilmesi ve üç yolcunun hayatını kaybetmesi bu korkuları haklı çıkarıyor. Benzer şekilde New York'ta, fare idrarıyla temas sonucu bulaşan ve organ yetmezliğine yol açan 24 ölümcül leptospiroz vakası kayıtlara geçti.

Küresel olarak yayılım gösteren bu iki fare türü, binalara zarar vererek milyarlarca dolarlık ekonomik kayba yol açmanın ötesinde, bağışıklık kazanan yeni genetik yapılarıyla insanlık için biyolojik bir saatli bombaya dönüşüyor.