Sovyetler'in ıssız kıyılarda unuttuğu radyoaktif deniz fenerleri

Yıllarca bakım istemeden çalışan nükleer fenerler, Sovyetler Birliği dağılınca çevresel bir felakete dönüştü. Otobüs duraklarında bulunan radyoaktif parçalar ve hurda avcılarının yaşadığı sağlık krizleri, uluslararası toplumun bölgeye acil müdahale etmesine yol açtı.

Sovyetler'in ıssız kıyılarda unuttuğu radyoaktif deniz fenerleri

Kutup soğuklarının hüküm sürdüğü fırtınalı denizlerde gemi yönlendirmek, insan gücünün sınırlarını aşan bir zorluk olarak görülebilir. 20. yüzyılın ortalarında sanayileşmeyle birlikte artan rotaları açık tutmak isteyen Sovyetler Birliği de, personelin yaşayamayacağı ıssız kıyılara insan ihtiyacı duymayan bir sistem kurmaya karar vermişti.

Kuzey Deniz Yolu üzerindeki bu tehlikeli noktalar, dönemin sıra dışı bir mühendislik hamlesiyle radyoaktif enerjiyle çalışan insansız deniz fenerleriyle donatıldı. Fenerlerin enerjisi, Radyoizotop Termoelektrik Jeneratörleri (RTG) adı verilen ve nükleer bozunmadan çıkan ısıyı elektriğe dönüştüren özel modüllerle sağlandı. Amerikan uzay araçlarında tercih edilen pahalı maddeler yerine ucuz nükleer atıklara yönelen Sovyet mühendisler; stronsiyum-90, sezyum-137 ve seryum-144 gibi tehlikeli elementleri kullandı.

Üretilen bu jeneratörler, hiç bakım gerekmeden 20 yıla kadar kesintisiz elektrik sağlayabiliyordu. Ancak 1991 yılında devletin dağılmasıyla Murmansk ve Arhangelsk gibi kritik kıyı hatlarındaki yaklaşık 200 nükleer fener kendi kaderine terk edildi.

Sahipsiz kalan nükleer tüpler ve yükselen radyasyon riski

Denetimsiz bırakılan bu yapılar kısa sürede çevre için büyük bir tehdide dönüştü. Nitekim 1999 yılında Kingisepp kasabasındaki bir otobüs durağında hurda toplayıcıların bir fenerden çaldığı radyoaktif cihaz ele geçirildi. Benzer şekilde 2001'de Inguri Vadisi'nde ısınmak amacıyla bu cihazların yanına sokulan üç orman işçisi ağır radyasyon zehirlenmesiyle hastaneye kaldırıldı. Büyüyen riski gören Norveç yönetimi 1997'de devreye girerek Kola Yarımadası'ndaki 60 civarında radyoaktif jeneratörü topladı ve yerlerine güneş enerjili paneller yerleştirdi.

Bu fenerler arasında en dikkat çekici geçmişe sahip yapılardan biri, Sakhalin Adası yakınlarındaki Aniva Deniz Feneri'ydi. 1930'lu yıllarda Japonlar tarafından inşa edilen ve II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyet kontrolüne geçen yapı, 1990'larda radyoaktif jeneratörle modernize edildi. Kalbindeki radyoaktif çekirdeğin çıkarıldığı 2006 yılına kadar görev yapan Aniva, günümüzde Soğuk Savaş döneminin ıssız bir anıtı olarak varlığını sürdürüyor.