Sular çekildi, 400 yıllık batık savaş gemisi ortaya çıktı

Stockholm açıklarında yüzyıllardır saklı kalan devasa tarih, son 100 yılın en düşük su seviyesiyle birlikte gün yüzüne çıktı. 17. yüzyılda köprü temeli yapılması için bilerek batırılan savaş gemisi arkeologları heyecanlandırırken, aynı zamanda zamana karşı büyük bir yarışı da başlattı.

Sular çekildi, 400 yıllık batık savaş gemisi ortaya çıktı

Stockholm açıklarında, Baltık Denizi’nin suları altında 400 yıldır sessizliğini koruyan devasa bir tarih, doğanın beklenmedik bir hamlesiyle gün yüzüne çıktı. 17. yüzyılda stratejik bir köprü temeli oluşturması için bilerek batırılan İsveç donanmasına ait savaş gemisi, bölgedeki su seviyesinin son 100 yılın en düşük noktasına gerilemesiyle yeniden görünür hale geldi.

Vrak Gemi Batığı Müzesi’nde görev yapan deniz arkeoloğu Jim Hansson, bu sıra dışı durumun İskandinavya üzerinde etkili olan yüksek basınç sisteminden kaynaklandığını belirtiyor. Basıncın etkisiyle Baltık Denizi’nin suları Kuzey Denizi ve Atlantik’e doğru itilince, yüzyıllardır gizli kalan ahşap gövde bir anda suyun üzerinde belirdi.

Kimliği henüz tam olarak netleşmeyen bu gemi, yaklaşık 1640 yılında Kastellholmen Adası'na giden bir köprünün temellerini sağlamlaştırmak amacıyla batırılan beş gemiden sadece biriydi. İsveç donanması o dönemde yeni kereste kullanmak yerine, hizmet ömrünü tamamlamış meşe gövdeli bu devleri birer inşaat malzemesi gibi değerlendirmeyi tercih etmişti. Günümüzde araştırmacılar, "Kayıp Donanma" adını verdikleri özel bir program kapsamında bu batıkların izini sürerek her birinin ismini ve hikayesini aydınlatmaya çalışıyor.

Baltık Denizi’nin oksijensiz mucizesi

Ahşap bir yapının suyun altında dört asır boyunca nasıl bu kadar sağlam kalabildiği sorusu ilk başta şaşırtıcı gelebilir. Ancak Baltık Denizi, batıklar için adeta doğal bir zaman kapsülü görevi görüyor. Normal şartlarda ahşabı kısa sürede yok eden "gemi kurtları", bu suların kendine has yapısı nedeniyle bölgede barınamıyor. Ahşabı sindiren bu canlılar olmayınca, gemi gövdeleri de çürümek yerine olduğu gibi korunuyor. Suyun altındaki düşük oksijen seviyesi, ahşap hücrelerinin arasını doldurarak gemiyi ayakta tutan bir iskelet işlevi görüyor.

Ancak bu etkileyici koruma süreci, gemi suyun üzerine çıktığında ciddi bir tehdide dönüşüyor. Hücreleri bir arada tutan suyun çekilmesi, ahşabın hızla parçalanması ve formunu kaybetmesi ile sonuçlanıyor.

İsveç tarihinin en ünlü batığı olan Vasa gemisinde de benzer bir durum yaşanmıştı. Karaya çıkarılan Vasa'nın ahşap yapısı, içindeki metal parçaların asitleşmesiyle bozulmaya başlayınca bilim insanları kimyasal yöntemlerle bu süreci durdurmak zorunda kaldı. Su seviyesinin bu denli düşmesi, asırlık savaş gemisini korumasız bırakarak benzer bir yıkım sürecini tetikleyebilir. Arkeologlar şimdi, savunmasız kalan bu devasa mirası kurtarmak için zamanla yarışıyor.