Read.Me

Mahmut Karslıoğlu - Yayın Yönetmeni

Assassin's Creed Valhalla İnceleme - Xbox One X

Eivor’un peşinde serin Kuzey Buz Denizinden kızgın İngiliz topraklarına doğru olan macerasına ortak olmak ister misiniz?


Ubisoft oyunları içinde benim için Assassin’s Creed serisinin yeri ayrıdır. İnceleme için tüm oyunları oynuyor olsam da bu serinin haritalarında santim santim gezip en ufak yan görevi yapmazsam içimde bir ukte kalıyor. Özellikle serinin Origins ile başlayan ve büyük değişikliğe uğrayan son iki oyununu hakkıyla bitirmiş biri olarak Valhalla duyurulduğundan beridir de yeni oyunu heyecanla bekliyordum. Origins’in ardından Odyssey ile yakın dövüşe daha çok yönlendiren dövüş mekanikleri ile tanışmış ve bir hayli düşman askerine tekmeyi bastıktan sonra şimdi de bu mekaniklerin daha da geliştiği ve özellikle karakterimizin bir Viking olmasına da bağlı olarak ikili dövüşlerde şiddet düzeyinin daha da arttığı bir oyun ile karşı karşıyayız.

Assassin's Creed serisi, 2017'de yenilenmesinden bu yana hikaye anlatımında, mekaniklerinde ve daha fazlasında bir sürü değişikliğe uğradı. AC Origins’de seriye RPG mekaniklerinin eklenmesi en büyük sıçrama sayılabilir. Odyssey’de bu eklemeler ikiye katlanmıştı. Assassin's Creed Valhalla'da ise bu artış sürmüş. Daha fazla şiddete ek olarak gerçek bir açık dünya RPG oyununda olması gerektiği gibi artık daha fazla detay üzerinde kontrole sahibiz. Bu yaklaşım kendini Assassin - Templar çatışmasında, savaş, oyun mekaniği, keşif ve daha pek çok şeyde belli ediyor. Belki de bunun en iyi yanı, deneyimin kendinize göre özelleştirilebilir olmasında yatıyor. Valhalla’da ana karakter Eivor’u bir erkek ya da kadın olarak seçmekle kalmıyor aynı zamanda keşfetme, savaş ve gizlilik için zorlukları da ayrı ayrı kendinize uygun olarak ayarlayabiliyorsunuz. Böylelikle, Eivor'un hikayesi aslında bir nevi sizin hikayeniz oluyor. Ubisoft, daha önce incelediğim Watch Dogs: Legion oyununda yaptığının aksine bu oyunda, oyuncuların hikaye ve karakteri benimsemesinde büyük bir yol katettiğini söyleyebilirim. Daha oyunun başında bile, karakter ve hikayenin etkisinde kalıyorsunuz. Ancak, Ikea rafları arasında geziyormuşçasına karşılaştığınız isimleri aklınızda tutmanızın zaman alacağını da belirteyim.


Travmatik hikaye girişlerine bir yenisi ekleniyor
Valhalla’nın hikayesi, nedense son iki Assassin’ Creed oyununda olduğu gibi bir aile dramıyla başlıyor. Origins’te çocuğumuzu kaybetmiştik, Odyssey’de doğrudan bizi feda etmişlerdi. Şimdi ise tüm ailemizi kaybediyoruz. Artık, Assassin’lerin travmatik çocukluklarının arasında bir bağlantı olabilme ihtimalini düşünmeye başlamadım desem yalan olur. Oyunda Eivor’un çocukluğunu kontrol ederek başlıyoruz. Müttefik bir klanın kralı Styrbjorn için düzenlenen eğlenceler sırasında köyün saldırıya uğraması sonucu Eivor tüm ailesini kaybediyor. Styrbjorn’un oğlu Sigurd tarafından kurtarıldıktan sonra ise dost kral Styrbjorn tarafından evlat edinilip büyütülüyor. Meşhur lakabı “Wolf kissed”i ise işte tam da bu noktada kaçarken bir kurtun saldırısına uğraması sonucunda alıyor.

Oyuna devam etmeden önce yetişkin Eivor için erkek ve kadın karakterden birini seçmeniz gerekiyor. Bu noktada seçimi Animus’a da bırakabiliyorsunuz. Bu durumda oyun içinde hangi cinsiyetin anılar daha kuvvetli ise o karakteri yönetiyorsunuz. Oyun, yapımcılarının çok sevdiği ve oyun açılışlarında sıklıkla kullandıkları zorlu kış şartlarında geçen açılış sahnesi (Rise of the Tomb Raider, RDR 2 vs.) bu oyunda da kendini gösteriyor ve aynı zamanda oyunun mekaniklerine alışmanız için tasarlanmış. Ailemizin intikamını almak için peşinde koştuğumuz Kjotve’nin elinden kurtulduktan sonra tüm adayı yürüyerek baştan sona geçmemiz gereken bu nispeten boş karlı kısım ise bana biraz fazla uzun tutulmuş gibi geldi.


Bu sefer yerimiz yurdumuz belli
Tutorial bölümünün ardından ise üvey kardeş Sigurd’la tekrar bir araya geliyoruz ve birlikte babalarının karşı çıkmasına rağmen Kjotve the Cruel’ın peşine düşünüyoruz. Oyunun hemen başlarında, köyünü yağmalayıp klanını talan ederek intikamımızı da alıyoruz. Bu noktada tüm hikayeyi anlatıp heyecanını kaçırdığımı düşüneneler varsa yanılıyorlar. Çünkü asıl oyun bundan sonra Britanya’ya doğru yola çıkıp orada kendi yerleşkemizi (Settlement) kurmamız ile başlıyor.


Diğer oyunların aksine bu sefer belirgin bir kampımız var. Görevler için artık sağda solda gezmemiz gerekmiyor. Yerleşkemizi geliştirdikçe hikaye görevlerine ek olarak şu anda spoiler olacağı için yazamayacağım bir çok ek göreve de erişiyorsunuz. Dolaşırken karşılaşacağınız görevler elbette halen var. Ancak bunlar daha çok eğlencelik olarak düşünülmüş. Kampımız içinde görevlerden başka eğlencelik mini oyunlar ve aktiviteler de var. Özellikle mini zar oyunu Orlog ve şair atışması yaptığınız Flyting’in çok eğlenceli olduğunu belirteyim. Flyting için iyi derecede İngilizce bilmeniz gerektiğini herhalde yazmama gerek yok. Çünkü kazanmak için sadece ses uyumu değil anlam uyumunu da yakalamanız gerekiyor. Bu oyunda uzmanlaşmanız oyun içinde size avantaj sağlayabiliyor. Kampınız ile ilgili geliştirmelerin seçimi ise elbette size kalmış ama ilk olarak Hidden Ones Bureau’yu açmanızı tavsiye edebilirim. Belki de sonra bir Valka Hut inşa edebilirsiniz ;)


Hikaye anlatımı gerçekten benzersiz olmuş. Standart görev serisi yerine, oyuncular kendi içinde eksiksiz bir çok küçük hikayeyi oynarken ve yerleşkesini güçlendirmeye çalışırken, detaylı hikaye anlatımı, tümünü mükemmel bir şekilde bir araya topluyor. Artık ne yapmamız gerektiğini daha rahat anladığımız daha sade bir menüye de sahibiz. Ubisoft’un, yeni AC serisinin bu 3. oyununda bizleri oyunun içine nasıl çekeceğini artık iyice öğrendiğini söyleyebilirim. Eivor ve onun Kuzgun kabilesi ile birlikte İngiltere’de kurduğumuz yerleşkemizi geliştirmeye çalışırken oyuna iyice bağlanıyoruz. Küçük köyümüzü geliştirmek üzere ihtiyacımız olanları satın almak için, savaşçılarınız ile birlikte İngiltere’nin nehirleri boyunca yapacağınız baskınlarda elde edeceğimiz ganimetleri kullanıyoruz.


Valhalla mekanikleri önceki iki oyundan farklı
Mekanikler tarafında da daha önceki oyunları oynamış olanlara farklı gelecek noktalar bulunuyor. En dikkat çekeni oyunda artık seviyelerin bulunmuyor olması. Oyunda güçlenmek için başarımlarınızdan elde edeceğiniz beceri puanlarını kullanıyorsunuz. Bunları Wolf, Bear ve Raven adındaki 3 adet yetenek ağacı dalına dağıtabiliyorsunuz. Valhalla'daki yetenek ağacına alışmanın biraz zaman alabileceğini söyleyeyim. Çünkü daha sonra neyin açılabileceğini görmeden ilerlememiz gerekiyor. Ancak elbette sonrasında bir kayıp olmadan sıfırlayıp puanları tekrar dağıtabiliyorsunuz. Burada oyun tarzınızı geliştirmek için becerileri dikkatlice dağıtabileceğiniz gibi çok da RPG insanı değilseniz elbette pratikte hiçbir sonuç olmaksızın rastgele seçim yapıp ilerlemeyi de tercih edebilirsiniz.


Odyssey’de kullanmaya alıştığımız ve tuşlara atayarak kullandığımız 8 özel dövüş yeteneği bu oyunda da mevcut ama onlara erişmek için özel bilgelik kitapları bulmak gerekiyor. Yani yaptığımız baskınların tek nedeni yerleşkemizi geliştirmek değil elbette. Karakterimizin hem teçhizatını hem de yetenek ağacını geliştirmek için Assassin's Creed Valhalla'nın dünyasını keşfetmekten başka şansınız yok. Size tavsiyem haritada göreceğiniz her sarı, mavi ve beyaz noktayı ziyaret etmeniz olacak.

Elbette etrafa kafanıza göre baskınlar düzenleyemiyorsunuz. AC Valhalla'daki her alan bir güç seviyesi ile işaretlenmiş ve Eivor'un gücünü artırmanın tek yolu, beceri puanlarının kilidini açmak için bu alanı oynamak ve keşfetmek. Bu, oyunu Odyssey'nin seviye kasma eziyetinden uzaklaştıran ve diğer oyunlarda bulunan mekaniği daha da iyileştiren tatmin edici bir oyun döngüsü olmuş.


Cult yok mu cult diyenleri duyuyorum!
Oyunun tadını kaçırmamak için çok fazla detay vermek istemiyorum ama evet bu oyunda da bir tarikat mevcut elbette. Baskınlar ve kuşatmalara ek olarak onlarla da savaşmamız gerekiyor. Savaş demişken bunun bir Viking oyunu olmasından mütevellit göğüs göğüse savaşlarda baltalar havalarda uçuşuyor ve kafalar kollar uçuyor. Yani şiddet dozu oldukça yüksek. Çift el baltalar, kalkanlar ve suikast bıçağınız ile yine düşmanlara meydan okuyorsunuz. Ufak birkaç farkla. Bu oyunda bir de dayanıklılık derecesi bulunuyor.

Yani öyle saatlerce balta sallamak artık yok. Arada dinlenmeniz gerekiyor. Bu da özellikle kalabalık savaşlarda çok dikkat etmeniz ve çok fazla boşa sallamamaya dikkat etmeniz anlamına geliyor. Ayrıca seviye sistemi olmadığı için ne kadar güçlü olursanız olun güçlü rakipleri tek seferde indirmek de artık mümkün olmuyor. Bu da savaş mekaniklerindeki ikinci büyük değişiklik. Valhalla’da artık kaçma ve savuşturma yeteneklerinizi de geliştirmeniz gerekecek. Çok sıkışırsanız tavsiyem savaş borunuzu öttürmek ve ordunuzu yardımınıza çağırmak olacak. Elbette ordunuz gemi ile geleceği için suya yakın bir yerlerde olmaya dikkat etmekte fayda var.


Eski AC oyunları ile yenilerin ideal bileşimi = Valhalla
Oyunun neredeyse her yönü birbirine büyük bir uyum içinde bağlanıyor. Hikayenin ilerlemesi keşfe, keşif gizliliğe, gizlilik klasik Assassin's Creed oyunlarının klasik hissine... Assassin's Creed Valhalla’da daha önceki AC oyunlarının unutulmaz özelliklerinin neredeyse tümü geri gelmiş gibi duruyor. Buna kafamıza kapüşonu takıp halkın arasına kaynamak da dahil. Ubisoft, bu sefer oyunseverlere kulak vermiş ve beklentileri yerine getirmek için elinden geleni yapmış gibi duruyor. Buna rağmen, ilk deneyimimizde ufak tefek hatalarla karşılaşmadık değil. Oyunları çıkmadan, herkesten önce oynamaya başladığımız için olası hataların ilk muhatabının bizler olmasını anlayışla karşılıyorum elbette. Zaten çoğu hata çıkış gününde yayınlanan patch ile düzeltiliyor. İncelememi hemen çıkış gününde yayınlamamamın ve biraz daha zaman tanıyıp daha fazla denemek istememin en büyük sebeplerinden biri de bu. Çıkıştaki düzeltilebilir hataların puanlamaya etkisinin olmaması gerektiğini düşünüyorum. Yine de yıllardır devam eden ve aynı temel altyapıya sahip bu tür AAA oyunlarının hala grafik ve ses hataları ile çıkış yapıyor olmasını da garip bulduğumu belirtmem gerek.


Yeni nesil grafiklerin Norveç’e denk gelmesi talihsizliği
Gelelim oyunun görsel yönüne. Xbox One X üzerinde deneyimleme şansı bulduğum oyunun grafik kalitesi ve görsellik açısından oldukça tatmin edici olduğunu söyleyebilirim. Önceki oyunların kalitesi korunmuş ve belki biraz üstüne çıkılmış. Henüz yeni nesil konsollarda deneyememiş olsam da ışın izleme teknolojisi ile çok daha iyi görüneceğine eminim. Elbette Odyssey’deki muhteşem renkler eşliğindeki Yunan sahillerinden sonra Kuzey Avrupa’nın sisli, yağmurlu ve kastvetli hava koşullarının yaratılabilecek etkiyi biraz gölgelediğini söyleyebilirim. Valhalla’nın İngiltere bölümü Norveç kadar olmasa da yine de oyunun geneline çok karanlık bir renk paleti hakim. İnsanın sevmediği ot burnunun dibinde bitermiş. İngiltere’nin o kasvetli havasını sevmiyorum dedikçe son dönem oyunlarında ısrarla karşıma çıkıyor. Buna rağmen bu dünyayı nehir boyunca keşfetmek, düzlüklerde at koşturmak veya yeni şehirlere girmek, sadece oyunun keşif mekaniklerinde değil görsellik konusunda da gerçekten çıtayı yükseltiyor. Kuzey ışıkları bu dünyayı renklendiren en büyük etken.

Elbette müziklerden bahsetmeden geçmek ise gerçekten haksızlık olur. Etrafta koştururken çok fark edemiyor olsak da arka planda sizi gazlayan en büyük etkenlerden birini de oyunun muhteşem müzikleri oluşturuyor. Başlarda birkaç ara sahnede seslerde kayma olsa da seslerin de aynı oranda güzel olduğunu söyleyebilirim. Tekrar başa geri dönmediğim için bu sorunun güncelleme ile düzeltilip düzeltilmediği konusunu ise test edemedim. Kontrol eden olursa yazarsa sevinirim.


Sonuç
Seride AC Origins ile tanıştığımız RPG mekaniklerini AC Odyssey bir adım ileri taşımıştı. Assassin's Creed Valhalla, bunun üzerine aksiyon macera oyunlarında olması gerektiği gibi gerçek bir suikastçi hissini geri getiriyor. Bu bir Viking oyunu olduğu için şiddet de üst düzeyde. Serinin macera ve keşif bileşenlerini ön plana çıkaran ve son üçlemeden önceki oyunlardan özlediğimiz bazı mekanikleri geri getiren Assassin's Creed Valhalla bence kesinlikle serinin en iyi oyunu olabilir. Eski oyunları seven ve yeni nesil AC’leri tenkit eden oyun severlerin de bu oyun ile tekrar seriye geri döneceklerine eminim. Vikings dizisini izlemeyi bitirdiyseniz maceraya bu oyundan devam edebilirsiniz. Fiyat biraz yüksek biliyorum ama gülü seven dikenine katlanır.

90

Yapımcı: Ubisoft Montreal
Dağıtım: Ubisoft
Platform: Xbox One/Xbox Series/PS4/PS5/PC
Tür: Açık dünya, aksiyon macera
Web: www.ubisoft.com/en-gb/game/assassins-creed/valhalla

Okuyucu Yorumları

İlk yorum yapan siz olun
Sen de yorum yaz

Mahmut Karslıoğlu
Takip Edin